|
Dünya'da yeni yeni akımların ortaya çıktığı yıllar... 1950'lerden itibaren Dünyayı saran UFO fırtınası. 1955-56, İlkokulun bahçesinde, gökyüzünden geçen jetlerin bıraktığı beyaz izlere bakarak "Uçan Daireler geldi!" diye çığlık çığlığa ağlayan arkadaşlarıma selam olsun!
1954'te Çağlayan Yayınevi'nin yayınladığı 10 kitaplık "Yeni Dünyalarda" bilimkurgu dizisi. Daha yazın türüne Türkiye'de adının konmadığı dönemler.
Yurı GAGARIN'in uzaya çıkışı... Gazetelerde yayınlanan bilimsel buluşlar, 21.yüzyıl yarınsamaları, süper insan yaratmaya uğraşan bilim adamlarının çalışmaları... Tüpte insan üretme projeleri...Güney Afrikalı Dr.Christian BARNARD'ın ilk kalp nakli ameliyatı ve organ nakillerinin gerçekleşmeye başlaması. Giderek siborg yani sibernetik organizmaların tasarlanması...
Bir yanda, Erich von DÄNIKEN adlı bir Avusturyalı yazarın, geçmiş uygarlıkların kalıntı ve belgelerini UFO'lara bağlaması; öte yanda ruhçuluğun güncelleşmeye başlaması ve bazı spritüalist grupların, uzaylılardan mesaj aldığı iddiaları... Uzaylıların dünyalıları kaçırdığı fenomeni.
UFO araştırması amaçlı, 1954'te kurulan CIA'nın çalışmaları ve olayları örtbas eden "kara adamlar" öyküleri (Man in Black filmlerinin ana teması)... ABD'de bir uzaylının yaşadığı ve NASA'ya bilgiler verdiği, bu bilgiler çerçevesinde uzay araştırmalarının yapıldığı savları... 1968 Neil ARMSTRONG'dan Ay'da ilk adımlar!.. Buna inananlar ve düzmece olduğunu söyleyenler!..
Psikolojik, biyolojik, meteorolojik savaş kuramları... Telepatik suikastlara dair komplo teorileri, uzaylıların dünyayı istila tehditleri; veya dünyanın sonu; bu sona yakın uzay gemilerinin dünyaya inerek, seçilmiş bir grup insanı kurtarmaları... (Bu sav Kutsal Metinler'in yeni bakış açısıyla yorumlanmasından kaynaklandığı için, artık kurtarıcılar Uzaylılardır! Tabii İsa Mesih de onlara göre bir uzaylıdır.)
1966'da çekimlerine başlanan ve 1973'de siyah-beyaz da olsa izleme olanağı bulduğumuz, günümüzden birkaç bin yıl sonra geçtiği varsayılan, Star-Trek (Uzay Yolu) dizisi. Konular, Gene RODDENBERRY'nin yapımcılığında, bir çok bilimsel kuram ve komplo teorisinin bize macera tarzında sunumuydu. Acı ilacın, şekerlemeye bulanıp yedirilmesi gibi...
Ama bizzat kendi eleştirmenlerince bu dizi; Dünya jandarmalığına soyunan ABD'nin, güneş sistemine bile sığamadığı; gökada çapında bir federasyonu temsilen (ABD de 51 devletten oluşmuş bir federasyondur, United States of America) uzayda düzeni sağlamaya çalışması, bir tür ego tatmini olarak yorumlanmıştı.
Ve sinemadan sonra TV, beyaz perdeyi de sollayıp ileri fırlayan müthiş bir görsel şölen oldu. Onunla yarışa kalkıp, tekrar seyirciyi kapalı salonlara çekmeye çalışan sinema ise, zengin kostümlü ve dekorlu yapımlara el attı. 1976 İngiliz ITC yapımı Space 1999 (Uzay 1999) dizisi, nüklear atık depolarının bir kaza sonucu patlaması ile dünyadan kopan ayın, üzerindeki Alfa Üssü ile birlikte uzayda kaybolması ve çeşitli maceralar yaşanması konu edinmişti.
ABD'li Genç yönetmen George LUCAS'ın Star Wars (Yıldız savaşları) filmi, 1978'de 6 dalda Oscar ödülünü toplamayı başardı. Bu kez, Federasyon içindeki iktidar çatışmaları ve ticari savaşlar ele alınmıştı.
|
|
|
|
|
1980 sonlarında ise Battlestar Galactica (Savaş Yıldızı Galaktika), dünyadan ayrılarak uzayda koloniler kurmuş insanlığın, robot uygarlıklarla savaşlarını, akıl almaz boyutlarda işledi. Dünya'nın istilası ayrı bir dal olarak işlendi: Visitors (Ziyaretçiler) adlı dizide, insan kılığında akıllı kertenkelelerin dünyayı ele geçirme atakları ve insanlığın onlarla mücadelesi işlendi. Barbarella, Flash Gordon, Superman, Supergirl, Spiderman vb.. ise, çizgi romanlardan beyaz perdeye aktarılan ünlü filmlerdi.
1900'lerden itibaren o günlere doğru çekilmiş olan gerek siyah-beyaz (Metropolis, Dr.Frankeshtein, Dr.Jekyll and Mr. Hide, The World Stand Stood), gerekse renkli (Forbidden Planet, The Other Side of the Sun); ünlü/ünsüz pek çok oyuncunun rol aldığı sayısız film, beyaz camdan aktı geçti... Öyküler, romanlar, filmler, müthiş bir hasılat yapıyordu... ve giderek, bilimkurgu sorgulanmaya başlandı. Bu bir kaçış edebiyatı mıydı? Güncel yaşamdan uzaklaşma, geçmişten sıkılma, gelecekten ürkme miydi? Yoksa bir tatmin yolu muydu? Bastırılmış bir savaş ve istila tutkusu muydu? II.Dünya Savaşı sonrası, soğuk savaşa dönüşen dünya politikacıları, savaşacak dünyalı kalmayınca, uzaylıları mı düşman ilan etmişlerdi? Kimdi bunlar? Neydi ve ne değildi? Bilim adamları kafa patlatıp karşıt tezler suna dursunlar; Däniken yazılarına devam ediyor ve ülke ülke dolaşarak (Türkiye'ye de birkaç kez uğradı) konferanslar veriyordu.
Öte yandan 1970'lerde, UFO'larla ilgili kod adı "The Blue Book Project" (Mavi Kitap Projesi) yayınlandı ve binlerce olayın tarandığı, sadece 150 civarında olayın tam olarak açıklanamadığı belirtildi. Ama heyecan arayan sokaktaki adam bu sonuçtan hoşlanmadı. Bundan yararlanan bazı kişiler, düzmece UFO resimleri ve anıları yayınlayarak köşeyi döndüler. Bazı gruplar ise, kendilerini kurtarmaya gelecek uzay gemilerini, milenyum sonuna kadar umutla, sabırla ve inatla beklemeyi sürdürdüler. Günümüz "Discovery" kanalında, UFO araştırmaları ile ilgili buluntular üzerinde yapılan son incelemelerde, bunların II.Dünya Savaşı sonrasında, askeri alanda denenen materyaller, uçan araçlar ve mankenler olduğu yayınlandı. Yine de bu konu, bilimkurgu edebiyatı ve sinemasının en zengin bölümlerinden biri olmayı sürdürmektedir.
Tüm bu kargaşada, doğrularla eğriler karışmaya başlamıştı. Türk insanının (belki de genelde dünya insanının geleneksel ve de genetik yapısında olsa gerek) okuma yerine seyirlik konuları yeğlemesi; kulaktan dolma sözlere itibar edilmesi; müthiş bir zihinsel fırtına yaratmıştı. Bir grup bilimkurgu meraklısı dışında, ne nedir bilinmiyordu; üstelik herkes her şeyi birbirine katıyor, sapla samanı birbirinden ayıramadığından; öykülerle gerçekler özdeşleşiyordu!.. Sanki bir dönemin mitosları, farklı çizgilerde yeniden yaşanıyordu.
|
|
Bu durumda, konuyu bilenlerin, bir şekilde bilimkurguyu tanıtması, örnekleriyle topluma sunması gerekiyordu. Bilimkurgu, bilimsel fantezi, fantezi ve diğerleri nasıl işleniyordu ve okur ya da seyirci, bunları nasıl ayırt edecekti? Bu ayrımı örnekleriyle sunarken, bunlara kaynaklık eden bilimsel buluş veya kuramları da tanıtmaya çalışmak. Bu yazın türünün yerli örneklerini kaleme alabilecek ya da çizebilecek amatör beyinleri bulup tanıtmak; yarışmalar düzenlemek. Genç neslin içindeki o müthiş potansiyeli eyleme çevirmek; pırıl pırıl zekâlardaki heyecanı açığa çıkartmaya çalışırken, birlikte ürün ortaya koymanın güzelliğini yaşayabilmek.. İşte X-BİLİNMEYEN BİLİM-KURGU DERGİSİ'nin 1976 yılında yayın hayatına girişteki temel amacı buydu!
|
|