|
(SAYFA.2)
Yerde bakır tükürük hokkaları vardı. Bir ışık parlaması dikkatimi bir başka yöne çekti: Bir adam yeleğinin cebinden altın köstekli bir saat çıkarmıştı. Kapağını açtı, kaşlarını çatarak saate baktı. Kirli bir şapkası, siyah düğmeli bir takım elbisesi ve bisiklet gidonunu andıran simsiyah, devasa bir bıyığı vardı.
Etrafıma dikkatle göz gezdirmeye başladım. Gardaki herkes 1890'ların modasına göre giyinmişti. Bir kadın turnikeden geçti, potinlerine inen uzun eteğiyle yine aynı yüzyılın modasını yansıtıyordu. Arkasında bulunan raylarda, huni biçimli bacasıyla ufacık bir Currier and Ives lokomotifi duruyordu. Ve o anda anladım!...
Emin olmak için ufak bir gazete satıcısına yöneldim ve ayaklarının dibinde bulunan gazetelerin başlığındaki tarihe bir göz attım. Bu bir «World» gazetesiydi ve World yayınına yıllar önce son vermişti. Büyük puntolardaki başlıklar: Başkan Cleveland'dan söz ediyordu. Daha sonra bu başlığı halk kütüphanesinin arşivlerinde bulduğumda: "11 Haziran 1894" tarihini taşıyordu.
Gişeye doğru yöneldim, -Büyük İstasyonun üçüncü katında- Louisa ve beni 1894'ün Amerika'sında istediğimiz yere götürecek düşüncesiyle Galesburg, lllinois istikametine 2 bilet istedim.
Evvelce gittiniz mi bilemem... Eski stil evleri, yolların üstünü dallarıyla örten devasa ağaçlarıyla fevkalâde bir şehirdir, illinois. Ve 1894'de yaz geceleri, bugüne göre 2 kat daha uzundu. İnsanlar verandalarda oturur, erkekler sigaralarını içerken eşleriyle sohbet ederlerdi. 1.Dünya Savaşının 20 yıl, II. Dünya Savaşının 40 yıl sonra olacağını bilerek... Oraya dönmek için 2 bilet istedim.
Biletçi şapkamın fantezi kurdelesine göz atarak fiyatı hesapladı, 2 gidiş bileti için yeteri kadar param vardı. Parayı uzatırken göz göze geldik. Kafasını banknotlara doğru yaklaştırdı:
|
|
|
|
|
|
|
Yanında bulunan kasaya göz attı. Para eski tip banknotlardan oluşuyordu. Şimdi kullandığımızdan yarı misli daha büyük ve değişik şekildeydi. Hemen geri döndüm ve hızla dışarı çıktım. Hapishaneler 1894'te bile olsa hoş değildi muhakkak.
İşte hepsi bu! Zannedersem tamamen aynı yoldan çıktım. Öbür gün kahvaltı saatinde, bankadaki hesabımdan 300 dolar çekerek -ki bütün hesabımız buydu- eski zamanın paralarından aldım. (İşte psikiyatr arkadaşımı en çok endişelendiren de buydu). Eski paralardan bütün değiştirme bürolarından alınabilirdi, ama daima belirli miktarı, 300 dolarımızla eski para, günümüzün 200 dolarından daha az ediyordu, ama bu beni endişelendirmiyordu; çünkü sözgelimi yumurtalar 1894'îe ancak 13 cent bedelindeydi. Birçok kez uğraştığım halde Büyük Merkez istasyonunda, beni üçüncü kata götürecek koridoru bulamadım.
Bütün bunları ona anlattığımda, Louisa epey endişelenmişti. Benim üçüncü katı aramaya devam etmemi istemedi, Bir zaman sonra vazgeçtim ve pullarıma döndüm. Fakat ikimiz de hafta sonları, beraberce aramayı sürdürüyoruz, zira üçüncü katın hâlâ orada olduğuna inanıyoruz.
-Bayım, bu para değil! dedi. Eğer beni dolandırmak istiyorsanız; fazla uzağa gidemeyeceksiniz.
-SAYFA:3-
BAŞA DÖN
|
|