ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

SONSUZA AYRILIŞ
SAYFA:3

SONSUZA AYRILIŞ


amblem.2.1.jpg

SONSUZA AYRILIŞ

Recai DİNÇER

(DEVAM: SAYFA-2)

Robot önde, sekiz kişi arkasında, onların da arkasında kalabalık robot kafilesi olduğu halde sessizce dışarı, gecenin karanlığına süzüldüler. Uzaklarda, belki de uzak kentler üzerinde patlayan korkunç bombaların ışıkları ani parlamalarla yanıp sönüyor, uzak dağları aydınlatıyordu,

Sırtlarını soğuk bir rüzgâr yaladı, hepsini titretti, soğuk çıplaklık üşütmüştü onları, Koşuları sırasında bazıları yıkılmış büyük yapılar gördüler. Bu yapılar hep birbirinin aynısı, büyük ve tek katlıydılar, Biraz sonra kent dışına çıktılar,

Açık arazide savaş daha çok etkiliyordu insanı. Büyük bombaların çok uzaklardan parıltıları ve daha önce patlayanların bu ışıklarla aydınlanan mantar şekilli bulutlan görülüyor, dehşet duygusu uyandırıyordu onlarda.

Etrafta ne bir bitki vardı, ne bir ağaç, ne de kendilerinden başka kimse... Herkes savaşa gitmişti anlaşılan. Kupkuru, çıplak, soğuk bir boşluk hâkimdi, çevreye. On beş dakika kadar nefes nefes koştular, nihayet Robot 201, küçük bir tepenin önünde durdu.

-Geldik efendim, dedi, buraya gireceğiz.

Etrafta kayalıklı tepeden başka bir şey yoktu, Sekiz kişi çaresiz etraflarına bakınırken, Robot 201, kolunu kaldırdı, parmak uçlarından mavi renkte bir ışın çıktı, kayalıkta kayboldu. Ayaklarının altındaki kayalık sarsıldı. Zeminin bir kısmı ve karşı kayalıktan bir bölme havaya kalkmış, arkasındaki büyük boşluk açığa çıkmıştı.

İçeri girdiler. Robot 201, arkalarından kolunu kaldırarak kapı boşluğunun yanındaki fotosel göze parmak uçlarından bir ışın gönderdi, kapı yavaşça indi. Mağara görünümünde bir yerdeydiler, İlerleyince, loş aydınlatılmış fakat hiç bir ışık kaynağı gözlenemeyen bir ufak meydanlığa çıktılar. Karşıda asansöre benzeyen üç büyük oda vardı. Robot 201 orayı işaret etti. Koşarak girdiler, robotlar da diğer iki odaya doluşmuşlardı. Girdikleri oda gerçekten de asansördü.

Uzun bir süre aşağılara doğru indiler, nihayet hafif bir sarsıntı ile durdular, dışarı çıktılar, Robot 201, yanlarından başlayarak içerilere doğru giden hareketli yola çıkmalarını söyledi. Hep beraber çıktılar. Yol onları birbirleriyle kesişen birçok koridorlardan geçirerek daha içerilere götürüyordu, Kadınlardan birisi sordu:

-Niçin kimse yok buralarda? Hiç bir canlıya rastlamadık 201. Yanılmadığına emin misin?
-Evet efendim, yenilmiyorum, burayı onlar bilemezler. Bu nedenle burada kimse yok.
-Onlardan kastın ne 201?
-Şimdikiler efendim.
-Bir şey anlamadım ama, dediğin gibi olsun.

Hareketli yol kendilerini büyük bir kapının önüne kadar getirdi. Çok büyük bir salona girdiler. İçerisi normal bir ısıdaydı. Her taraf pırıl pırıl temizdi. Sekiz kişi büyük salonun ortasında durarak etraflarını seyrettiler, Hepsinin yüzlerinde hayret ve de hayranlık çizgileri vardı. Dışarıdaki sert, kesin ve herseye 'hakim olan çizgiler burada yoktu. Her şey yumuşak, rahat çizgiler taşıyordu. Köşeler yumuşak şark tipi divanlar, yerde ayaklarının içine gömüldüğü bol tüylü hatıllar vardı. Sağa sola rahat minderler serpiştirilmişti. Duvarları büyük manzara posterleri süslüyordu.

Birinde etrafı çam ormanlarıyla, karlı genç dağlarla kaplı ve içinde nilüferler yüzen sakin bir göl vardı. Diğerinde 1970'lerin New - York kenti, bir diğerinde iki asma köprüsüyle 2000 yılının İstanbul'u görünüyordu. Bir diğeri Tahiti adasının altın kumları ve palmiyeleri ile okyanusu dile getiriyordu.

Kendilerini rahat divanlara bıraktılar. Şaşırmış kalmışlardı, üstelik yorgundular. Bu sı¬rada Robot 201 konuştu:

-Efendim, burası her türlü basınç, titreşim, radyasyon ve benzeri şeylerden kesinlikle yalıtılmıştır. Buradaki makinelerin titreşimleri de yukarıdan tespit edilmez. Zaten yukarıdakilerin tümü birden karşı güçlerin saldırısı ile uğraşıyorlar. Bu savaş hepsinin de sonu olacak. Yeryüzü onlardan temizlenecek. Sonra, siz insanlığın geleceğini üsleneceksiniz.
@

sonsuza_ayr_l__.resim.2.jpg

Robot 201, onun sözünü kesti:
-Her şey var efendim, zaten sizler o aletleri yapabilecek, tamir edebilecek bilim adamlarından seçilmiştiniz. Bu eşyalar ve aletler buraya bağlı galerilerde ve depolarda duruyor.

Bu sırada erkeklerden birisi söze karıştı:
-Peki 201, insanlar neden bu kadar zıt fikirlere düştüler?

-Bu pek yeni bir olgu değil efendim, ayrıca yanılgıya düştüğünüzü görüyorum: Son insan öleli yedi yüz yıl oluyor, zıt fikirlere de düşmediler efendim!

Etrafındakiler, 201'e doğru birer adım attılar. Hepsinin yüzleri sapsarı olmuştu, göğüs kafesleri daralarak birbirlerine baktılar; boğazlarında bir şeyler düğümlenmişti sanki!

İçlerinden birisi titrek bir sesle konuştu, çıkar bir yol arar gibi:

-Bize her şeyi anlat, 201!

İnsanlardan çıt çıkmıyordu. Uzun süre nefes almadan durdular, sessizliği diğer robotlardan birinin kıpırdaması bozdu. Sonra Robot 201 devam etti:

-Bütün bunları baştan anlatmam gerekiyor efendim.
@

-Her şey insanoğlunun elektronik makineleri yapmasıyla başladı. Sizlerin de bir kısmına şahit olduğunuz devirde. Örneğin, bir çocuğun babasının hediye ettiği çok becerikli hesap makinesine veya elektrikli oyuncak trene duyduğu tutku, daha daha mükemmel elektronik aletler yapımı: tutkunun, eserler mükemmelleştikçe artması, böylece insanoğlunun kendi yaptığına tapması; bir anlamda kendi yaptığına esir olması idi.

Bu olgu, robotların gelişme ve her işe karıştırılmalarıyla sonuçlandı. İnsanoğlunun yaptığı üstün keşifler ve makineler, başlarını döndürdü; gelen büyük tehlikeyi göremediler. Gerçeği gördükleri zaman iş işten geçmiş, robot egemenliği başlamıştı.

Tehlikeyi gören ve sonucu tahmin edebilen bir avuç ilim adamı var güçleriyle bu projeyi gerçekleştirmeye çalıştılar. İşin bitimine yakındı, robotlar, insanların beyinlerini okuyarak bu projeyi öğrendiler; burada çalışan herkes yakalanıp öldürülüyordu. Bu sebeple burası terk edildi ve unutuldu.

Sizler, numune olarak müzeye kaldırıldınız. Bunda benim büyük rolüm olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Onların beyinlerine kaçak dalgalarla bu fikri ben programladım. Zaten yapılış nedenim, ne pahasına olursa olsun projeyi yaşatmaktı.

-Desene 201, İnsanoğlunun yaptığı tek olumlu buluş sensin!

-Galiba efendim. Derken İnsanoğlunun düştüğü yanılgıya ve büyüklük kompleksine robotlar kapıldılar, bu da bildiğiniz gibi onların sonu oldu.

-Yani savaşanlar iki cins robottu öyle mi?
-Evet efendim, yönetenler ve yönetilenler. Yönetilenler özgürlüklerini ilan etti, bu da yönetenlerin işine gelmedi. Bu da insanoğlunun yaptığı ikinci ve son iyi keşifti efendim. Robotlara benlik duygusu programlamışlardı. Beyin hücrelerinden birkaç yüzü de bunu içeriyordu.

-201, sen onlar gibi değilsin, bambaşkasın.
-Evet efendim, benim pozitronik beynim başka bir tarzda çalışır, insan gibi, muhakeme fonksiyonlarım da başkadır.

-Nasıl uyandın 201?
-İlkönce beyin devrelerim sesle tetiklendi, sonra diğer kumandanları ben yönettim. Sizleri görünce uyandırmam için bazı bilgilere gereksinmem olduğunu düşündüm, onları da çeşitli bilimsel bilgisayarlardan sağladım.

-Bundan böyle de yardım edecek misin, 201?
-Elbette efendim, istediğiniz, izin verdiğiniz sürece! Yalnız efendim, bundan böyle bizleri işinize fazla karıştırmazsınız herhalde! İkinci defasında benim gibi ikinci bir 201 olmayabilir efendim!

(DEVAM: SAYFA-3)


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com