|
SARMAŞIK - Sf:2
-Geride bir deri bir kemik kalmış! dedi White.
-Bütün kam emilmiş! diye mırıldandı Milligan. Sarmaşığın sürgünlerini görüyor musunuz? Bir ahtapotun kolları gibi emiciler taşıyor. Zavallı hayvanı sarmış ve kanını emerek öldürmüş. Dalların hareketine bakınız! Gelişimizden bu yana, bize doğru hareket halindeler. Bu olayı defalarca tavşanlarda denedim. Eti görür veya hisseder gibiler! Size göstermek için bir sığır karaciğerini getirdim. Şu değneğin ucuna geçirip ona doğru uzatalım. Burada durmasak iyi olur. Beyaz kollara çok yakınız!
Biraz yukarı tırmandılar. Milligan, ucunda et bulunan değneği sarmaşığa doğru uzattı. Bitki ağır ağır dallarını kaldırdı, emicilerini avına doğru uzattı. Kâşif, tuzağın yerini değiştirdi ve salladı. Sürgünler de kıpırdanarak ona izlediler. Sarmaşık, kendinden beklenmeyen bir hızla karaciğeri kaptı yaprak yığınlarının içine çekti.
-Bu bitki, benekleri haricinde adi sarmaşığın bir benzeri! dedi White. Eğer, şu uzun sürgünleri olmazsa, hiç bir önemli özelliği olmayacak. Etle beslenmesi ayrıcalıklı bir durum değil çünkü dünyada, pek çok etçil bitki var.
-Bu sarmaşık, İngiltere'de arkadaşımın malikânesinde gördüğümün aynısı! diye mırıldandı, Milligan. İriliği ve hızla büyümesi bir yana nerden geldiğini bilemeyişimiz de büyük kayıp! İngiltere'de kilometrelerce karelik alana yayıldığı halde burada sadece bir kaç daldan ibaret oluşu ise bizim için kazançtır.
Başkan:
-Bitki sonunda büyüyecekti, dedi. Onu durdurma hatta öldürme yöntemi bulmak zorundayız.
3 adam siste belli belirsiz seçilebiliyordu. Önlerinde, gelecek için büyük bir tehlike yatıyordu. Ne yapmalıydılar? Onunla savaşmak için hangi yolları denemeliydiler? Belediye Başkanı orayı terk etmek için döndü ve düştü. Farkında değilken, sürgünlerden biri topuğuna dolanmıştı.
|
|
|
|
|
|
|
Diğer kollar da ona doğru atıldı. White ve Milligan ilk şaşkınlıkları geçince çakılarını açtılar ve bitkiyle savaşa girdiler. Güç bela Başkan Young'ı kurtarabildiler. Birbirlerine yardım ederek hızla çukurun kenarına çıktılar. Sarmaşık inatla onları izliyordu.
-Aman tanrım! diye haykırdı White, bizimle beraber buraya kadar tırmandı. Filizlenmeden uzuyor... Çabuk olun! Daha hızlı! Daha hızlı!.
İri bir taş alarak ona doğru bütün gücüyle fırlattı. Taş 10 kadar sürgün tarafından kapıldı, sekti. Yine alındı, fakat yenecek bir şey olmadığı anlamışcasına tekrar atıldı. 3 adam barikatı aşıp yola çıktılar. Beton kaldırımda soluklandılar. Binbaşı Young pantolonun paçasını sıvadı, kalbura dönmüş sayısız minik delikten kan akıyordu.
Bir el omzuna yapıştığında hâlâ yarayı inceliyordu.
-Üçünüzü de tutukluyorum! dedi sert bir ses. Ağacın üstündeki «Avlanmak yasak» yazılı yazıyı görmediniz mi?
Belediye başkanı doğruldu; Korucuyu dikkatle süzdü. Kuru bir sesle:
-Beni tanımadın mı, Thomas? diye sordu.
-Elbette sizi tanıyor! dedi korucunun yanında duran Yeastford Emlâk Kurumu yöneticisi Hıram Jones. Son seçimlerde çok açık göz davrandın doğrusu! Yıllarca beni gülünç duruma sokmak istediniz; şimdi sıra sizde! Üçünüz de özel bir yere girerken yakalandınız. Durumu hakime açıklarsınız. Onları götür, Thomas, şikayetçi olarak ne imzalamak gerekiyorsa, imzalayacağım.
Milligan söze karıştı:
-Fakat, siz zannediyorsunuz ki...
-Zannettiğim filan yok! diye bağırdı Jones. Ben, size topraklarım üzerinde avlanmayı gösteririm!
-Sadece dipteki sarmaşıkları incelemek istedik dedi White.
-devamı, Sayı:24, Sayfa:17'de-
BAŞA DÖN
|
|