|
(SAYFA.5)
Bir şekil. Hareketsiz, sessiz ama süprüntülerin üstünde dev bir mantar gibi çıkmış olan bir şekil. Beyaz bir silindiri andıran ve ay ışığında ıslakmış gibi parıldayan bir macun yığını. Pamuksu bir maddeden oluşmuş büyük bir koza. İki kol ve iki ayak belli belirsiz fark ediliyordu. Aynı şekilde yarı oluşmuş ama ne olduğu tam seçilemeyen bir kafa. Bir çehrenin bile bulunmadığı yüzsüz bir baş. Ve Charles her şeye rağmen bunun ne olduğunu söyleyebilirdi.
Sahte bir annenin tohumu... Bambuların sayesinde rutubetli kokmuş çöplerin ortasında gizlice büyüyen bir cenin. Hem de garajın yanı başında.
Henüz şurup kıvamında beyaz ve yumuşak bir kurtçuk... güneşin ısıttığı, kabuğunu sertleştirdiği ve kuvvet verdiği. Bu "şey" bir gün kozasından çıkacaktı ve annesi garaja yaklaştığında...
Biraz daha uzakta küçük, beyaz şişlikler halinde başka ceninleri fark etti.
Bunlar yaratığın son yumurtladıkları olmalıydı; ve henüz yeni varlık kazanıyorlardı. Sahte babanın oluştuğu, olgunluğa eriştikten sonra ayrıldığı yeri de görebiliyordu.
Charles kusacak gibi oldu. Bambuların arasında yüzükoyun sürünüp çöplerden ve kurtçuklardan uzaklaşmağa çalıştı. Sonra, birden geriledi. Karşısına daha önce görmediği bir tane daha çıkmıştı. Fakat bu artık beyaz değildi. Rengi şimdiden koyulaşmıştı. Nemli ve pamuksu macun görünümü kaybolmuştu. Kurtçuk gelişmesini tamamlamış, olgunluğa erişmişti. O artık hazırdı.
Charles dehşetten fal taşı gibi açılmış gözleriyle büyülenmiş bakıyordu. Bir sarsılmanın nesneyi kat ettiğini gördü. Gevşek et yığını hafifçe kıpırdandı. Acemi eller karanlıkta oraya buraya sallandı. Etrafa pis bir koku yayıldı.
Bu sahte Charles'tı.
Charles çığlık attı.
Arkasındaki bambular aralandı, sahte babanın eli bir mengene gibi bileğine yapıştı.
-Kımıldama, dedi. Tam gereken yere geldin.
Serbest eliyle, cenine kundaklık yapmış olan son koza artıklarını çıkarıp attı.
-Ona yardım edeceğim. Henüz biraz zayıf.
Cenin kımıldadı, ayakları üzerine kalkarken kafası ağır gelmiş gibi bir an bocaladı. Sahte baba ona Charles'ı gösterdi. Çocuk ümitsizce kurulabilmek için çırpındı. Fakat sahte babanın bileği onu toprağa çivilemişti sanki. Cenin yürüeğe, Charles'a doğru yürümeğe başladı. Görünüşü açılıp kapanan bir ağız boşluğuna dönüşmüştü. İyice yaklaştı, buruşuk kolu uzandı... Bir çığlık.
|
|
|
|
|
Charles sendeledi. Yanında, elini bırakmış olan sahte baba acı içinde bağırmağa ve çırpınmağa devam ediyordu. Birden kendini bambuların dışına attı. Bedeni sancıdan iki büklüm, toprakta yuvarlanarak garajın duvarına çarptı. Her tarafı kasılmış, sızlanmağa ve inlemeğe devam etti. Giderek çırpınması azaldı. Bambuların içinde cenin bir yığın gibi yatıyordu, yüzsüz başı ile.
Sonunda sahte babanın hezeyanları duruldu ve gecenin esintisi içinde bambuların uğultusundan başka bir şey kalmadı.
Charles bambuların arasından çıktı. Eve gi¬den yolda Bobby ve Tony ile karşılaştı.
-Ne oldu? diye fısıldadı. Ne yaptınız?
Bobby garajda buldukları petrol kovasını gösterdi.
-Virginia'daki akrabalarım haşarat için bunu kullanırlar.
-Hayvanın açtığı tünele petrolü boşalttık, diye açıkladı Tony düşünceli bir sesle. Ve ateşe verdik.
Boby ihtiyatla sahte babanın hareketsiz ve buruşuk derisine ayağıyla dokundu.
-Hemen hemen hayvanla aynı anda öldü.
-Öyleyse öbürleri de....dedi Charles.
Bambulara doğru yürüdüler. Peltemsi cenin.
Tony bir değnekle dürttüğünde kımıldamadı bile. .
-Öbürlerinden de emin olabilmek için... dedi Tony savaşı kazanmış bir kumandan edasıyla. Git, petrolü getir.
Bobby uzaklaştı.
-Bu yaratık...diye mırıldandı Charles.
-Nereden mi geliyor? Belki topraktan, kim bilir belki çok uzun zamandır uyuyordu ve yeni uyandı... Belki de başka dünyalardan geldi.
-Uzaydan mı demek istiyorsun? Başka bir gezegenden mi?
-Bilmiyorum... Tony etrafına bakındı. En iyisi bunun hiç duyulmaması.
Biraz yürüdü.
-Gel, gidip kibrit bulalım.
Tony uzaklaşmağa başlamıştı. Biran düşünceye dalan Charles aceleyle ona yetişti. Ay ışığında konuşmadan yürüdüler.
|
|
|
|