|
(SAYFA:2)
Charles sahanlıkta çömelmiş onu gözlüyordu. Ve merdivenlerden sahte baba çıkıyordu, öteki.. Gittikçe yaklaşıyor, daha da yaklaşıyor...
-Charles! Charles! diye seslendi sahte baba. Orada mısın?
Charles gürültü çıkarmadan odasına kadar koştu, kalbi çarparak kapısını kapattı.
Sahte baba sahanlığa vardı. Bir saniye sonra...
Charles korkudan deli gibi kendisini pencereye attı. Adımlar yaklaştı ve durdu. "O" kapının koluna dokunmuştu.
Charles camı kaldırarak ayaklarını pencereden aşağı sarkıttı ve bir alt katın çıkıntısına yerleştirdi. Heyecandan nefesi kesilmişti, bir an sendeledi, sonra-iki ayağı üzerine atlayarak pencerenin ışığından uzak bir yere doğru koştu... ve göğün altında karanlık bir yığın gibi duran garaja vardı.
Durup nefes aldı, sonra hep üzerinde taşıdığı cep fenerini çıkararak yaktı ve dikkatle garajın kapısını açtı.
Kimseler yoktu, yerinde duran arabadan başka hiç kimse. Solda babasının tezgahı görülüyordu, üzerindeki duvarda çekiç ve testereler asılı. Bir köşede çim kırpma makinesi, bahçe küreği, tırmık ve çapa. Bir benzin bidonu. El fenerinin sallanan ışığında yerde büyük bir yağ lekesi ve kurumuş otların meydana getirdiği bir küme göründü.
Kapının arkasında içi moloz dolu bir fıçı duruyordu, üstü nemli gazete yığınlarıyla kapanmış. Charles onları fıçının üstünden kaldırmağa çalışınca ortalığa kuvvetli bir küf kokusu yayıldı. Sağa sola örümcekler düştü. Charles onları ayağıyla ezdi, sonra baktı.
Ve çığlık atarak geriye sıçradı. Lamba elin¬den fırlayıp yere düştü ve garajı karanlığa boğdu. Kendisini zorlayarak diz çöktü dehşet içinde olmasına rağmen el yordamı ile örümcekler ve nemli otların arasında lambayı aradı. Bulunca da gazete yığınlarını atarak açtığı fıçının içine tutup aydınlattı.
Orada ölü yaprakların, karton kutuların, eski ve çürümüş artıkların arasında... Bu şey artık çok az kendi öz babasına benziyordu, fakat onu tanıması için de yeterliydi. Ani bir bulantıyla gözlerini kapadı, sonra tekrar açıp baktı. Fıçının dibinde babasından, gerçek babasından arta kalanlar duruyordu; sahte babanın kullanmadığı, gerek görmediği kısımlar.
Bahçe tırmığını alarak artığın üstüne dokundurdu. Kuru şey aletin temasıyla yırtıldı, ufalandı. Sanki deri değiştiren bir yılandan geriye kalan pullu, katı ve dokunulan yerin toz haline geldiği kabuk gibi. Artık iç organların bulunmadığı boş bir deri.... Sahte babanın bıraktıklarının hepsi buydu. Gerisini, "yemişti". Babasının varlığını almıştı. Ve de yerini.
Dışarıda bir gürültü oldu. Tırmığı atıp hızla kapıya koştu. Bahçe yolundan sahte baba geliyordu. Çakıl taşlarını ezen adımlar gittikçe garaja doğru yaklaşıyordu.
@
|
|
|
|
|
|
|
-Charles! diye yankılandı kızgın bir ses. Orada mısın?
Daha uzakta, evin aydınlık avlusunda, annesinin gölgesi fark ediliyordu.
-Ted, sakın ona kötü davranma. Onu heyecanlandıran geçici bir şey olmalı.
-Ona bir şey yapmayacağım, diye dişlerini gıcırdattı sahte baba. Çakmağını yakmak için durdu, sonra devam etti:
-Sana söyledim, sadece küçük bir konuşma yapacağız, ikimiz. Nasıl davranacağını öğrenmesi gerek.
Charles garajdan sıvışırken gölgesi bir an için çakmağın loş aydınlığından geçti.
Sahte baba homurdanarak ileri atıldı:
-Buraya gel!
Charles birden fırlayarak olanca hızıyla koşmağa başladı. Oraları "ötekinden" iyi biliyordu. Belki "o" babasının varlığını sindirmekle pek çok şey öğrenmişti, ama Charles her gün oynayıp gezindiği bu yerleri herkesten iyi biliyordu.
Çite varıp aştı, komşuların tarafına atlayıp bahçesinden geçti ve binayı dolanarak sokağa çıktı. Karanlıkta ellerini ovuşturdu, sonra nefesini tutarak etrafı dinledi. Sahte baba onu izlememişti. Yoksa kendi bahçelerinden çıkıp kaldırımdan mı geliyordu? Belki de... Eğer ondan kurtulmak istiyorsa orada durmamalıydı. Sağına soluna bakındı, izlenmediğine emin olunca hızla yürümeğe başladı.
@
-Ne istiyorsun? diye sordu Tony Peretti ona çatarak.
Tony on dört yaşındaydı. Kısa boylu ve adaleli Tony'den civardaki bütün oğlanlar çekinirdi.
-Bana yardım etmelisin, diye kekeledi Charles.
Tony başını sıkıntıyla kitabından kaldırdı. Charles zorlukla nefes alarak ona bütün olanları anlattı.
-Kandırmağa mı çalışıyorsun?
-Hayır! Yemin ederim ki doğru söylüyorum. Gel, sana hepsini göstereceğim.
Tony av tüfeğini asılı olduğu yerden aldı ve isteksiz, onu takip etti. Yol boyunca konuşmadılar. Charles'ın şaşkın hali, anlattığı akıl almaz olayı doğrulayan bir esrarla kaplıydı.
@
Bahçeye arkadan girdiler, Evin kapısı kapalıydı. Salonun penceresinden içeri kaçamak bir göz
attılar. Bayan Walton üzgün, soluk bir yüzle örgü örüyordu. Onun karşısında sahte baba, elinde bir gazete Charles'ın babasının koltuğunda tıpkı onun gibi oturuyordu. "O" pek çok şey öğrenmiş olmalıydı.
(Sf:3'e devam ediniz)
|
|