|
(DEVAM-SAYFA:2)
|
|
-Yüzmek istiyorum!
-Kimse gece vakti yüzemez
-Balıklar yüzer.
-Sen balık değilsin.
-Bana bir masal anlat!
-Masal anlatma saati değil Andi. Üzgünüm. Şimdi gözlerini kapat. Güzel rüyalar, iyi geceler Andi.
Işığı söndürdü. Kapıyı ardından kapadı. Ama o vahşi gereksinme, genç kızın kafasında çınladı. Mayb, şefi düşündü. (Şu anda yatağında oturuyor ve başını elleri arasına alıyor olmalıydı). Kapıyı yeniden açtı:
-Andi!
-Bana bir masal anlat!
-Hayır, Andi.
Çocuk yüzünü duvara döndü. Gövdesini kastı. Nefretin ilk dalgaları genç kızı bulduğunda, bağırdı:
-Tamam, tamam! Hangi masalı dinlemek istiyorsun?
-Fil ile Kekö masalını.
Mayb, yatağa oturdu.
-Haydi uzan, anlatacağım.
Çocuğun üstünü örttü. Andi'nin gözleri garip ve parlaktı. Bir nebze uykulu görünmüyordu.
-Bir zamanlar bir fil varmış. Bir gün ormanda yürürken, garip bir hayvan önüne çıkmış. Bu yarı kedi, yarı köpek bir yaratıkmış, yani bir Kekö'ymüş.
-Veya Köke!
-Kekö imiş! Tuhaf bir yaratıkmış. Fil onu görünce, gülmüş. Eğer o Kekö'nün yerinde olsaydım, «Gülme bana, senden nefret ediyorum, Fil. Bana dokunursan, yakarım!» derdim.
Beklenmedik bir darbe, Mayb'i yataktan itti. Çocuk, ona tatlı tatlı gülümsedi:
-Yani, böyle yapardım!
@
|
|
|
|
|
-Mayb!
Genç kız uykusunda kıpırdadı.
«Oh hayır, tekrar olamaz!» diye düşündü. «Tekrar yapamam. Onu Sessizlik Odası'na gönder bari! Yetti artık!» Örtüyü başına geçirdi.
-Mayb! Mayb!
Yerinden doğruldu. Kırmızı ışık yanmıştı Saatine bakınca bağırdı. Hemen, duvardaki düğmeye bastı:
-Evet şef! Oh, çok üzgünüm. Uyuya kalmışım ve üç saat gecikmişim. Oh, ne yapabilirim?!
-Anlıyorum! dedi şef. Uykuya gereksinmen var, fakat büroma gelsen iyi olacak Andi gitmiş!
-Gitmiş mi? İmkânsız! O hâlâ uyuyordu, ben... oh! Oh! Kapı! Onu bıraktığımda çok yorgundum. Kapamayı mı unuttum yoksa? Oh şef, müthiş bir şey bu!
-Hoş değil tabii! dedi şef. Çıkıştaki kız yeni, çocukların tümünü de tanımıyor. Onu ne zaman salıverdiğini bilmiyoruz. Teneffüste farkına vardık. Haydi... elimizden geleni yapacağız...
Işık söndü. Mayb hızla giyindi, şefin odasına koştu. Şef, iri yarı, daima gülümseyen bir adamdı.
-Bu çocuk sana her zaman üzüntü verdi, dedi. Kendini suçlama! Andi'nin annesini tanıyor musun?
-Evet. Kütüphane'deki Beth.
-Onu görmeye gidiyordum... Sanırım bunu sen yapsan, daha iyi olacak. Önce onun evini ara!
Mayb, odanın köşesine gitti ve rehberi karıştırdı. Beth'in numarasını buldu, tekrarladı. Duvarda bir resim belirdi. Bu, genç bir kadının yüzüydü. Gerçek kızıl saçlıydı ve Andi gibi yuvarlak yüzlüydü.
(SAYFA:3'e devam ediniz)
|
|