|
KUŞLAR
Dafné du MAURIER
SAYFA-2
Sonra, martıları gördü, Nat. Suda beyaz keplere benziyorlardı. Yüzlerce, binlerce, on binlerce... Bir gemi gibi yekpare dalgaların üstünde inip çıkıyorlardı. Doğuda ve batıda, her yerdeydiler. Gözün görebildiğince her yan doluydu.
Eve dönünce, karısı onu uyardı:
-Radyoyu dinledim... Kuşlara bir şey olmuş! Sadece burada değil, Londra'da... Tüm ülke üzerinde garip davranıyorlarmış. Şehirlerin üzerinde büyük bulutlar halinde uçuyorlar, insanlara saldırıyorlarmış. Herkes kapısını ve penceresini örtüyormuş.
-Bir terslik olduğunun farkındayım! dedi Nat. Demin denize bakmıştım, binlerce martı var... Bekliyorlardı... Bilemiyorum neyi?! Pencerelere tahta çakmak istiyorum.
Yemekten sonra radyoyu dinledi Bu sabah Londra gökleri, kuşlardan kararmıştı. Çatılara ve pencerelere konmuşlardı. Otobüsler, otomobiller durmuştu. Kimse işine gidememişti. Çok kişi yollarda durup, kuşları seyretmişti.
-Orduyu kullanmalılar! dedi karısı. Askerler kuşları vurmalılar.
-Bütün bina çatılarının kuşlarla dolduğunu düşün. Ordudaki tüm askerler, onları vurmaya yetmez!
-Bir şeyler yapmalılar!
-Ne kadar yiyeceğimiz var?
-Evde fazla yiyecek yok, bunu biliyorsun. Yarın alışverişe giderim.
Tüm pencereleri çiviledi, her boşluğu ve deliği tıkadı. Çatıda kuşların seslerini duydular. Gagalarıyla kiremitleri dövüyorlardı.
-Bu gece mutfakta uyuyacağız! dedi. Ateşin yanında daha sıcak olur. Bu takırtılar bizi uyandırmaz!
|
|
|
|
|
|
|
Akşamüstü 6'da, radyodaki müzik yayını kesildi. Saat ayarı verildi, sonra bir mesaj yayınlandı. Herkes evde kalmalıydı. Kimse sokağa çıkmamalıydı. Kuşlar, herkese saldırıyorlardı.
Biraz yemek yediler. Bu kez, yeni bir ses duyuldu. Nat'ın karısı:
-Uçaklar! diye güldü. Kuşlara karşı uçak gönderiyorlar; onları vuracaklar!
Oysa birazdan bazı patlamalar geldi, kulaklarına. Nat, uçakların düştüğünü anladı. Eğer kuşlar, motorların içine girmişlerse, uçaklar ne yapabilirdi?
Yer yataklarına uzandılar. Giysilerini çıkarmamışlardı. Her şey bir garipti. Sadece rüzgâr vardı; deniz çekilmişti. Evet, sorun buydu. Kuşlar, deniz yükselince saldırıyorlar, çekilince yatışıyorlardı.
Kapıyı açtı ve dışarı göz attı. Gece karanlıktı, rüzgâr buz gibiydi. Yerde bir küçük kuş ölüsü vardı. Diğerleri denizdeydiler. Uzaklarda bir şeyler yanıyordu. Herhalde düşen uçaklardan biriydi.
Evin tüm camlan kırılmıştı. Sadece tahtalar, onları durdurabilmişti. Ilık, kanlı gövdeleri ayağıyla itti.
Yatarken, bir şeyi unuttuğunun farkındaydı. Önemli bir şey olduğunu hissediyordu, ama anımsıyamıyordu. Karısının çığlığı ile uyandı:
-Yeniden başladılar. Kötü bir koku var.., Bir şey yanıyor!
-devamı: Sayfa-3'te-
|
|