ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

SAYFA-2
SAYFA-3
SAYFA-4
SAYFA-5
SAYFA-6
SAYFA-7

SAYFA-2


evren-_aka.ba_l_k.jpg

SAYFA-2

Kimilerine göre bu, «şehitlerin ruhlarının vardığı» cennet; kimilerine göre «meleklerin yaşadıkları, yurt edindikleri» cennet; kimilerine göre «Hz. Âdem, Havva ve şeytan'ın kovuldukları» cennet; kimilerine göre de «bütün, bunların dışında anlamı olan» bir cennettir. (Fahrüddin-i Râzi, Tefsir-i Kebir, Necm Sûresi, Ayet:14-15)

Ancak yorumcuların hepsinin kabul ettikleri ortak yan Uzayda, dünyamızın dışında «CENNET» diye bir yerin varlığıdır. Aynı zamanda Adem'in, eşinin ve Şeytan'ın çıktıkları cennet de böyle bir yerdir, yani «Sidret'ül-Müntehâ» da uzayın bir başka yerinde bulunan bir yer...

İslâm inanç kollarından «Eş'arî»ler ve büyük İslâm bilginlerinden Cübbaî'ye göre de cennet, uzayda bir yerdedir. Eş'arîler, cennetin yerinin Necm suresinde açıkça belirtildiğine inanırlar. Yalnız Matüridiler, «-Cennet bu evrendedir ama, nerede olduğu belirtilmemiştir.» derler. Bütün «Kelâm» kitaplarında, bu arada İlk İstanbul Kadısı Hızır Bey'in Nuniye adlı kitabında bu böyle anlatılır.

Ayetlerde çoğu kez, «cennetler» diye geçer. Yani bir değil, birçok cennet olduğu anlatılır.

Demek ki dünyamızın dışında bir değil, birçok dünyalar ve bu dünyalarda da canlı yaratıkların bulunduğu «cennet»ler vardır:

Konuya girmeden önce ruh, melek, cin ve şeytan kavramlar üzerinde biraz durmamız doğru olur:

RUH NEDİR?

İsra sûresinin 85. âyetinde, «ruh» konusunda sadece şu kadar bir açıklama yer alır:

«-Sana ruhu sorarlar. De ki o, Rabbimin işlerindendir. Bu konuda size çok az bilgi verilmiştir.»

«Subhe-i Sıbyan» adlı bir Türkçe - Arapça (manzum) sözlükte ruhun çeşitli anlamları şöyle anlatılır:

«Ruh Cebrail-ü İsa, Ruh bir türlü melek, Ruh Hakk'ın emri, hükmü, ruh Kur'an, ruh can.»

Yani din dilinde bunların hepsine ruh dendiği olur. Cebrail, İsa, bazı melekler, Tanrı'nın buyruğu, Kur'an-ı Kerim, can... gibi çeşitli an¬lamlar için kullanılır ruh sözü.

Kadr suresinde kadir gecesinde «inenler» anlatılırken: «-Bu gece, melekler ve ruh iner...» denir. Ve bu ruhun kim olduğu açıklanmaz. Kur'an yorumcuları, buradaki «ruh» sözüyle, «Cebrail»in anlatılmak istendiğini ileri sürerler.

Nisa suresinin 171. âyetinde Hz. İsa'dan söz edilirken:

«-... Mesih, Meryemoğlu İsa, Tanrı'nın elçisidir. O'nun kelimesi, Meryem'e bıraktığı bir sözcüsüdür. Ve O'ndan gelmiş bir Ruhtur.» denir.

evren_akami.k1.jpg

Demek ki «ruh» sadece gözle görülmeyen şeylere verilen bir ad değildir. Hz. İsa gibi etten, kemikten... meydana gelmiş, maddî varlıklara da Kur'an diliyle «ruh» denebilmektedir. Elverir ki maddî varlık olağanüstü bir özellikte olsun. Meleklere «ruh» denişi de bundandır. Gözle görülmeyen varlık oluşlarından değil, olağanüstü nitelik taşımalarındandır.

Ruh konusunda çok çeşitli anlatış biçimlerine rastlanır. Eflatun Aristo... gibi Yunan düşünürleri, Farâbî, îbnî Rüşd, İbnî Sînâ gibi Türk ve İslâm düşünürleri, İslâm ahlâkçıları çeşitli açılardan ele almış ve anlatmışlardır ruh konusunu. Bunları anlatmakta yarar yok...

Prof. Mehmet Akçay, «Müsbet îlim Yönünden İslâm Dini» adlı eserinde, ruh konusunda şöyle der:

«-Ruhun müspet ilimdeki anlamı az işlenmiştir. Ruhun sözlük anlamı: varlığın esası, özü demektir. Yavrusunu seven ana 'ruhum' diyerek onu bağrına basar. 'Nane ruhu' dendiğinde nanenin özü olarak elde edilen madde anlaşılır. 'Meselenin ruhu' dendiği gibi, 'ruhum sıkılıyor' da denir. Bütün bunlar, ruhun yalnız canlılar için değil, bütün varlıklar için öz ve esasın ifadesi olarak kullanıldığını gösterir.»

Meleklerle birlikte gönderilen «Ruh» neydi, nasıl bir varlıktı»? Meryem'e «Ruh»un «insan» biçiminde gönderilmesini nasıl yorumlamalıyız?

İleride sözünü edeceğimiz, Hezekiel Peygamber de Tevrat'ta «ruh»la birlikte gelen ve «ruh» un güdümünde hareket eden bir yaratıkla, daha doğrusu bazı yaratıklarla karşılaştığını anlatıyor.

Tevrat'ın Hezekiel bölümünde 1. babının 5. âyetinde bu yaratıklar anlatılırken: «...Ve on¬ların ortasında dört canlı yaratık benzeri çıktı. Ve onların görünüşü şöyleydi: Onlarda in¬san benzeyişi vardı.» deniyor. Yani Meryem'e geldiği Kur'an-ı Kerimde bildirilen «ruh» gibi bunlar da «insan görünüşünde»ydiler, Hezekiel'in 20. âyetinde de şöyle dendiği görülüyor: «-Ruh nereye gitmek istediyse oraya, ruhun gitmek istediği yere gidiyorlardı...»

«Canlı yaratıklarda, bir başka deyişle «melekler»le gelen «ruh»un bir «başkan», bir «kumandan» olduğu anlaşılıyor. «Melekler»den fakat, onlara oranla daha üstün özellikleri bulunan varlık. «Cebrail»e «ruh» denişi de bundan ileri geliyor. Çünkü anlatıldığına göre «Cebra¬il», birçok meleklerin «Baş»ı, «Başkan»ı sayılıyor...

«Meleklerin «insan» biçiminde göründüğünü anlatan ayetlere, Peygamber sözlerine bakarak «meleklerin biçimden biçime girdiği»ni ileri sürebilir miyiz ?

Meleklerin insan biçiminde görünmeleri, bu varlıkların gerçek yapılarının başka olduklarını göstermez. Kendi yapıları, kendi biçimleri de insan biçiminde olabilir. Neden böyle olabileceklerini düşünmüyoruz? Uzaydan gelen bu yaratıkların insan biçiminde olmalarına engel var mıdır?

(devam için soldaki butonları tıklayınız)


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com