derg_.5_ba_l_k.jpg

TV-RADYO-SİNEMA

TV-RADYO-SİNEMA


tv-rd-sn.jpg

GÜNEŞ KAYNAKLARI (Bir Belgesel)
(Yabancı kaynaklı bir TV yapımı)

g_ne__panelli__at_.gif

1.2.1977 tarihinde TV de yayınlanan programda, güneş ve ondan elde edilecek enerji konusunda güzel bir program izledik. Evlerin damlarına yerleştirilecek plakalara güneş enerjisi depolanacak, böylece mevsim boyu evin sıcak suyu temin edileceği gibi, kış boyu ısıtma problemi de halledilmiş olacaktır.
@

HAYVANLAR ÂLEMİ
(Yabancı kaynaklı bir TV yapımı)

2.2.1977 tarihinde TV de yayınlanan programda, hayvanların ilk mikroskobik canlıdan itibaren gelişim zincirleri ve uzayda hayvanların tepkilerinden yararlanılarak elde edilen bilgiler konu edilmektedir. Bilim adamları, uzun yıllardan beri, uzaya çeşitli hayvan ve bitkiler göndermekte, bunların ağırlıksız ortamda nasıl tepkiler gösterdiklerini araştırmaktadırlar. Böylelikle onların üremeleri, radyasyon karşısında meydana gelen yapı bozuklukları ve gelişim kusurları incelenmekte; bu insanlara indirgenmeye çalışılmaktadır. Sözgelimi uzay laboratuarı Skyiab'de bir örümcek olduğunu, hatta fasulye ve mercimek ekildiğim duymuşuzdur.

Bilginler, uzay laboratuarlarında bitkiler yetiştirmeyi ve hava temizlemesi için bitkilerden yararlanmayı düşünmektedirler. Çünkü normal bir kişinin solunum neticesi çıkardığı C02'in tekrar oksijene çevrilmesi işleminde kullanılacak maddeler, hava gemilerinde büyük ağırlık oluşturacaktır. Oysa «Uzay Bahçeleri» sayesinde bitkiler havanın C02 ini alıp Oksijen salacaklar ve doğal bir havalandırma yapacaklardır.
@

6 MİLYONLUK ADAM
(6 Million Dollar Man)

Geçtiğimiz aylar içinde astronot Steve Austin (Lee Majors) değişik serüvenler yaşadı, TV'de. Bazıları şöyledir:

*DEVLERİN DÜELLOSU (The Day of Robot)
*HAYAT YOK (Population Zero)
*Mr. WELLS KAÇIRILIYOR (Mr. Wells Is Missing)
*ATEŞBÖCEĞİ HAREKATI (Operation Firefly)
*AFRİKA'DA BÎR YER (Somewhere in Africa)
*TANIK (Eyewitness to murder)

Steve Austin bir biyonik adam, ya da bilginlerin tabiriyle Siborgtur. Geçen sayımızda sözünü ettiğimiz gibi bir gözü, bir kolu, iki bacağı takmadır ve atom enerjisiyle çalışır. Derisi, kemikleri yapardır... ve çok güçlüdür; ama nedense bu programı hazırlayanlar, her defasında onun gücünü ispatlamak istercesine birileriyle dövüştürmeye çalışırlar. Bazen iki, bazen üç, bazen beş kişiyle çarpışır biyonik adam veya robotlarla dövüşür... her şey bir yana, böylesine güçlü bir kişinin çarpışması uzar da uzar... Beş dakika, on dakika bir kavga dövüştür gider. Sonuçta biyonik adamımızdır galip gelen, yorgun bitap bir şekilde. Bir küçük parmağının dokunuşu ile masaları kıran Steve Austin'in bir vuruşta karşısındakinin beynini dağıtmağı ya da kemiklerini un ufak etmesi gerekmez mi? Hele bir dövüş anında, insanın gücünü kontrol etmesi çok zordur.

Dövüş sahnelerinin bunca uzaması, vurduya kırdıya meraklı kişileri, adeta bir boks maçı seyreder gibi ekran basma toplayarak tatmin etmektedir, oysa öte yandan gençlerin heyecanlarım istismar edecek niteliktedir....

KİNG-KONGA

Yönetmen: John Lemont
Oyuncular: Miohael Gough, Margo Johns, Jess Conrad, daire Gordon.
İngiliz yapım.

Özellikle yaşça biraz ileri olan sinemaseverler, büyük King-Kong'u anımsarlar. Oynatıldığı yıllarda, sinemalarda haftalarca kalmış, yurt içinde aylarca iş yapmıştı. 1933 tarihini taşıyan bu filmin yapımcısı Marion Cooper ile Ernest B. Scedsach'dı. Ondan sonra çeşitli ülkeler King-Kong'un adından yararlanarak birçok başarısız film çevirdiler. Yakınlarda, gazete sütunlarında, Amerikalıların King-Kong'u yeniden canlandırdıklarına dair haberler alınmaktayken, ülkemize aynı adlı bir film geliverdi. Ne yazık ki bu da, diğer yapımlar gibi King-Kong'un adından yararlanarak hazırlanmış başarısız ve uydurma bir King-Kong'dur. Konu kısaca şöyledir:

Uganda'nın tropikal ormanlarındaki bitkilerin öz sularından hayvanları geliştirmeyi başaran bir profesör, İngiltere'ye beraberinde getirdiği şempanzeye ilacı dener. Onu adam boyuna getirir ve kendi kirli işlerinde kullanmaya başlar.

Konu ilkel bir şekilde devam eder, ancak filmin son dakikalarında maymun devleşir ve profesörü de alıp kaçar. Londra kulesinin yanında polislerce vurulup öldürülür. Olaylar olup biterken halk toplanmış, film seyreder gibi onları izlemektedir. Kalitesiz dekorları ile sıradan bir film.

BAŞADÖN


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com