logo.evren.2.jpg

1980 - OCAK - SAYI:43
GÖKBAHÇELERİ:5 - RAPOR

GÖKBAHÇELERİ:5 - RAPOR


rapor.ba_l_k.jpg

215 numaralı bahçede bir haftalık konut deneyini geçiren M 18, 561311 sayılı gönüllünün etkili makamlarca saptanan günlük raporu ilişikte sunulmuştur. Psikologlar tarafından incelenmek üzere "çok gizli" dosyasında saklanacak ve Devlet Koruma Birlikleri tarafından bir kez daha gözden geçirilecektir. Önem derecesi saptandıktan sonra, basına aktarılıp aktarılmayacağına karar verilecek ve gerekirse bu kişi üzerinde çeşitli testler uygulanacaktır.

Önem Derecesi : Çok gizli
Araştırma Mühendisi : YFJ-115
Psikolog : TAT-111011
Güvenlik Görevlisi : SSCC-11

RAPOR
Çok Gizlidir
12 Aralık

Kocam, Gökbahçeleri'nde konut deneyini katıldığımızı söylediği zamandan beri büyük bir heyecana kapılmıştım. Gönüllü olarak da olsa, bir hafta kadar, harikulade bir tatil geçirecektim. Üstüne üstlük, kocam, bu deney sonucunda devletin bize kredi vereceğini ve bazı durumlarda -Sözgelimi yiyecek sağlanmasında- kolaylık sağlayacağını söylemişti.

Sabah, iş yerime Gökbahçeleri Konut Araştırma ve Halkla Eşgüdüm Dairesi Başkanlığından bir çağrı geldi. Bunun, iyi bir başlangıç olduğunu düşündüm. Demek bilgisayar, bir hafta önce, merkeze giderek verdiğimiz bilgileri değerlendirmiş ve bizi de seçmişti. Hemen GKAHED'ye gittim ve bir kez daha bilgisayarca sorguya çekildim. Sırada bekleyen birkaç kadın daha vardı. Onlar da heyecan içindeydiler. Eğer bu sınavı da verirsem ve eğer onlar da başarılı olurlarsa, Gökbahçesi’nde kurulacak yerleşim merkezinde komşumuz olacaklardı. Birbirimize şans diledik.

Bilgisayar çok değişik sorular sordu bu kez. Geçen defaki sağlık soruları yerine, zevklerimden, düşüncelerimden, topluma karşı tutumumdan hatta gelecek yıllar içinde toplumsal gelişmelerden neler beklediğimden, filan... Özellikle de "Bitkiler Gökyüzünde, İnsanlar Yeryüzünde Yaşarlar" sloganından ne anladığımı ve bunu doğru bulup bulmadığımı öğrenmek istedi. Aslında ben de Yeni Akımcılar'danım, ama kocam kadar koyu değilim, bu konuda. Gelecekte de, geçmişteki bazı özellikle denenmiş yaşam şekillerinin yinelenmesinden bize bir zarar geleceğini sanmıyorum; ayrıca bunun bir gericilik, yada tutuculuk olduğunu da zannetmiyorum.

Kısa görüşmeden sonra, tekrar büroma dönmem önerildi. Sonucu burada beklemeliydim. Aynı sıralarda, kocamın da başka bir psikolog tarafından sorguya çekildiğini, sonradan öğrendim. Aile olarak gideceğimize göre, bilhassa anlaşan çiftler üzerinde durulduğunu da, ilerde komşum olacak bir kadın kulağıma fısıldadı.

İşyerime döndükten sonra, beklemek benim için azap oldu, diyebilirim. Birkaç saat geçti ve GKAHED'den bu kez bir liste geldi. Gökbahçeleri'nden 215 numaralı olanına gidiyorduk. Listede, yanımıza almamıza izin verilen eşyalar yazılıydı. Doğrusu, gerçek bir tatil olacaktı, bu! Hemen harekete hazır olmalıydım ve öğleden sonra, belirtilen saatte, 215 numaralı bahçeye gidecek hava otosuna binmeliydim.

rapori.1k.jpg

Eve gidecek ancak zamanım vardı. Telaşla bürodan ayrıldım. Eve geldiğimde kocamı hazırlanırken buldum. Gülerek beni kucakladı ve:

-Harika bir şey bu! dedi. Tıpkı eski kitaplarda yazdığı gibi... yeniden balayımızı yaşayacağız!

-Götüreceğimiz eşyaların bir listesini verdiler. Bunları hazırlamam gerek!

Ve o zaman, götürmemize izin verilen eşyaların ne denli az olduklarını fark ettim. Sadece giysilerimizi alacaktık. Gerisi orada sağlanacaktı. Ne TV’li telefon, ne çamaşır makinesi, ne de TV - hologram! Müzik seti, yada yemek ısıtıcılarına da gerek yoktu... Nefis bir şeydi Firmanın tüm olanakları sağlaması!

Verilen saatte terminaldeydik. Bizimle birlikte, aralarında çocukları da bulunan 20 çift vardı, orada. Özel olarak bizi götürecek hava otosuna binerken, gezmek için sırada bekleyenlerin heyecanlı uğurlayışlarını hiç unutmayacağım.

Aynı heyecan, biz 215'e ayak bastığımızda da bir kez daha yinelendi. Halk gruplar halinde birikmişti.En güzel törenler olan çiçek bahçelerindeki cenaze törenleri bile bunun yanında sönük kalır, sanırım.

-Bize de sıra gelecek! diye bağırıyordu, bazıları.

Bir görevli, bizi topluca, konutların bulunduğu yere götürdü. Burası, ormanlık alan ile, tarlaların kesiştiği bölgeydi. Ağaçlar daha seyrekti. Kır bitkilerinin ve düzenli çiçeklerin arasında, tıpkı eski üç boyutlu fotoğraflardan fırlamışa benzeyen tek katlı, meyilli çatılı, küçük pencereli, ahşap evler du¬ruyordu. Firmanın, bu ev görüntülerini yaratabilmek için, eskiyi epey araştırdıklarını sanırım. Doğrusu, sonuçları da oldukça güzel çıkmıştı, ortaya.

Kişinin kısa bir süre için de olsa, kendine ait bir evi olması... tanımlanamayacak bir mutluluktu. Hele çocukların heyecanı görülecek şeydi. El ele çimenlerde yuvarlanıyor ve etleri koparılıyormuş gibi avaz avaz bağırıyorlardı. Bizler de onlardan aşağı değildik ya... Her eve bir kez girip çıkıyor ve kiminkinin daha güzel olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Aslında iç döşenişleri aynıydı ama yine de biz bir fark arıyorduk.

Gerekli eşyalar yerli yerindeydi. TV aygıtları, temizleyiciler, otomatik robotlar, yemek ısıtıcılar... Hepimizin dinlenme bölümlerinde kısa mesajlar vardı. Yataklarımıza uzanıp, dinlenmeye çalışırken, bunları dinledik... ve o zaman garip bir durumla karşılaştığımızı anladık. Kullanmamız için bize verilen tüm aygıtlar, birer görüntüden ibaretti.

-Ne demek bu? diye yerimden fırlamıştım.

Kocam, sakin bir tavırla :
-GKAHED, Gökbahçelerine fazla aygıt taşıyarak, gereksiz ağırlık yüklenmesine karşı, anladığım kadarıyla, dedi. Anımsayacaksın, açık oturumda da bundan uzun uzun söz edilmişti.

-O zaman, tüm gereksinmelerimizi nasıl karşılayacağız? Giysilerimiz nasıl temizlenecek? Yiyeceklerimizi ne hazırlayacak? Bir TV programı izleyip geleneksel yemeğimizi yiyemeyecek miyiz? Böyle saçmalık olur mu?

DEVAM


bilimkurgu@x-bilinmeyen.org