ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1979 OCAK, SAYI:31
SAPLANTI
GİZLİ ŞARKI
PARÇALANAN GÖKYÜZÜ
ÜCRET
NÖBETÇİ
GÖLGEDE
BİR YILBAŞI GECESİ
ÜÇÜNCÜ BODRUM
YEŞİL IŞIK
UZAYIN EN BÜYÜK OYUNU
KIYAMET GÜNÜ
MUCUR
EMMA-2
ARIZA

ÜÇÜNCÜ BODRUM


3.bodrum.ba_l_k.1.jpg

Jack FINNEY

New York, New Haven ve Hartford demriyolu işletmeleri müdürü, birçok tanık önünde ve bir yalan makinesinin kontrolünde sadece iki bodrum katı olduğuna dair istenilen yemini edebilirdi. Fakat ben bunun tamamen tersi olarak, bir üçüncü bodrumun daha bulunduğuna yemin edebilirim; çünkü Büyük Merkez Garının üçüncü katına indim.

Bir arkadaşımın psikiyatrına da, Büyük Merkez Garında üçüncü bir bodrumun bulunduğunu söylediğimde bana, günümüzün sıkıntılı dünyasından bir kaçış olarak, bunun kendi kafamda yarattığım bir imge olduğunu anlatmıştı. Dünyanın, şiddet, savaş ve güvensizlik ortamından bir de benim kişisel rahatsızlıklarımın birikimi ile güçleniyormuş, bu rahatsızlık. Haklı, ama saçma bir düşünce değil mi? Bütün tanıdıklarım bir şeylerden kaçmak isterler... Buna rağmen hiç bir zaman hiçbiri Büyük Merkez İstasyonunun bir üçüncü bodrum katı olduğunu iddia etmemiştir!

Öte yandan, huzursuzluklardan kaçış için kendimizi oyalayacak bir şeyler daima bulmuşuzdur. Örneğin pul koleksiyonum: Tamamen günümüzün gerçeklerinden kaçmak için bir yoldur. Babamın zamanında gerçeklerden kaçmak için hiç bir neden yoktu, zira her şey hoş bir çekicilikteydi. Babam ancak yaşlılık yıllarında pul koleksiyonuna başlamıştı. ABD'nin bütün bölgelerinde basılan pullar ve özellikle ilk gün zarflarını biriktirirdi. Başkan Roosevelt bile bildiğiniz gibi pul koleksiyoncusuydu, bir zaman'lar.

Her neyse, konuyu başka şeylerle dağıtacağıma Büyük Merkez İstasyonunda olanları anlatayım. Geçen yaz bir akşam, büroda geç saatlere kadar çalışmıştım. Şehrin dışındaki evime bir an evvel dönmek istiyordum ve otobüsten daha hızlı gittiğinden Büyük Merkez istasyonundan metroya binmeyi tercih etmiştim.

3.bodrum.resim.jpg

Her zaman kendime sorarım, bu olay neden benim başıma geldi, diye. Başkalarından fark¬sız, gabardin, fantezi kurdele, tokalı şapka giyen, "Charley" adlı biriydim ve benim görünüşümde olan, en azından bir düzüne insan sayabilirim sizlere. O gece biran önce evime gitmek ve karım Luisa'yı görmek arzusundaydım.

Büyük Merkez İstasyonuna Vanderbilt caddesi kapısından girdim. Önce birinci kata, sonra bir başka merdivenden metro olarak hareket eden banliyö trenlerinin kalktığı ikinci kata indim... Bundan sonra yolumu kaybettim. Büyük Merkez İstas¬yonuna en azından yüzlerce defa girip çıkmış, her zaman kapılarla, merdivenlerle, koridorlarla karşılaşmıştım. Hatta bir defasında, bir tüneli bir mil takip ettikten sonra Roosevelt Hotel'in koridorlarında bulmuştum kendimi. Bir başka seferinde de 45.caddedeki bir büro gökdelenine ulaşmıştım.

Bazen, Büyük Merkez İstasyonunun bir ağaç gibi yeni koridor ve merdivenlerle etrafa yayılarak büyüdüğünü düşünürüm. Belki şu anda bir tünel Times Meydanı'na ve bir diğeri Central Park'a doğru ilerlemektedir. Bu düşüncelerimi psikiatr arkadaşıma anlatmadım.

İçinde bulunduğum koridor sola dönerek inmeye başlamıştı. Kendi kendime bir hata olduğunu tekrarlıyordum; yine da yürümeye devam ediyordum. Duyabildiğim tek ses, ayakkabılarımın kuru gürültüsüydü ve kimseyle karşılaşmamıştım. Derken önümde, bir boşluk alandan geldiğini sandığım konuşmalar duydum. Tünel birden sola keskin dönüş yaptı; bir dizi ufak merdivenden indim ve Büyük Merkez İstasyonunun üçüncü katına ulaştım. Bir an tekrar ikinci kata döndüğümü zannettim, fakat salonun çok ufak olduğunu gördüm. Daha az gişe ve turnike vardı ve ortadaki danışma bürosu ahşaptandı. İçerdeki adam yeşil bir siperlik giymişti ve siyah parlak satenden kollukları vardı. Işıklar zayıf ve donuktu. Sonradan fark ettim; bunlar gaz lambalarıydı.

(DEVAM)


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com