|
Sıcak fakat sakindi ova. Traktörünün sesine kaptırmıştı kendisini. Tarlasını sürüyordu. Türküler söylüyor, ara sıra da kaldırıp başını, güneşe bakıyordu. Ter! Sırtı su gibi olmuştu terden. Ama az kalmıştı. Şurayı da dönüverse, tamamdı. Bitecekti... Seherle başlamış, işte gelmişti işin sonuna.
@
Anabilgisayar, uyarma görevine geçmişti. Uzay gemisi, Dünya'ya hızla yaklaşıyordu. Haber alınmış; ek bilgiler istenmişti. İvedilikle ek bilgiler verilmiş; atmosfere giriş düzeni için anabilgisayarca gemi, yeni durumuna, getirilivermişti.
@
Traktörü durdurmuş, aşağıya atlamıştı. Hemen gömleğini çıkarmıştı. Sıcak, Ter. Böyle daha rahattı şimdi. Tarlanın tek ağacına yönelmiş, o yana doğru yürüyordu. Acıkmıştı. Ovayı bakışları dolanmıştı, bir baştan bir uca. Sakindi ova. Sessiz ve sıcakla dost. Kaldırmış başını, güneşe bakmıştı.
@
Uzay gemisi, ovanın çok üzerlerinde seyrediyordu. Oldukça yavaş ve sessiz. Bilgisayarlar ovayı yukarılardan tarıyor, edindiklerini ses ve görüntü olarak hem gemidekilere yansıtıyor hem de kayıtlara geçiyorlardı. Gemidekiler ekran başındaydılar. Durumu ilgiyle izliyorlardı. Kimileri, gözlem odalarına yönelmişti. Kimileri, doğrudan izlemeyi uygun bulmuşlardı; az sonra yaklaşacakları evrenin bir köşesindeki bu küçücük noktayı. Ovayı...
@
Karnı doymuştu. Canı şimdi bir sigara çekmişti. Yanı başındaki kibrit ve sigara paketine uzandı. Pakette sigara kalmamıştı. Gene de çalmıştı kibriti. Sonra da üfleyerek söndürüvermişti, uzanırken gölgeye. Ancak yüzünü ve göğsünü koruyan; sıcaktan, güneşten esirgeyen gölgeye. Gökyüzüne bakmıştı, gözlerini aralayarak. Engeldi, ağacın yaprakları. Güneşi göremiyordu. Direnemeyip vazgeçmiş, kapamıştı gözlerini.
@
|
|
|
|
|
Dünyada yaşayanlar ve incelemeye gelenler... Her biri kendi evrenini kendi boyutlarında yaşamaktadır, aynı zaman diliminde..
(1979, Sayı:31, Sayfa:6)
|
|
Gözlem odaları tıklım tıklım... Gemidekiler, ovayı sanki yürüyerek geçiyormuşcasına her şeyi öyle yakından izliyorlardı, yakından ve yukardan. Gemi, şimdi daha az alçalmıştı. Ovayı ağır ağır ve sessiz geçmedeydi. Gözlem odalarındakiler traktörü, az ilerideki ağacı görebilmişlerdi. Bir yandan da anabilgisayarın bu odalardan da yansıyan açıklamalarım dinliyorlardı.
@
Gözlerini kapayınca oğlu gelmişti aklına. Küçük, afacan. Afacan ve sarışın. İşte özleyivermişti oğlunu. Sofradan kalkışını, oyuncaklarına koşuşunu anımsamıştı. Annesinin pişirdiği kahveyi, ağır ağır yürüyerek kendisine getirip sunuşunu. Sonra? Sigarasını... ha sahi, muhakkak kibritle, oğlu yakmalıydı. Bu görev onundu. Yakmak ve yanan kibriti üfleyerek söndürmek... “Şimdi beni bekliyordur yaramaz”, diye düşünmüş, özlemine düşen sevgi gölgeleriyie gülümseyivermişti, kendi kendine. Gözleri kapalı, ağacın altına uzanmış, öylece. Ve ova sıcak, sakin...
@
Uzay gemisi, ovanın üzerinde yavaş yavaş yükselerek seyrediyordu. Traktör, ağaç gittikçe küçülmüş ve gözlem odasmdakilerce artık doğrudan izlenilemez olmuştu. Ekran önü tekrar kalabalıklaşıyordu. Gözlem odalarında bir tenhalaşma. Anabilgisayar, açıklama ve çözümlemelerini ses ve görüntü olarak hem gemidekilere yansıtıyor hem de kendi belleğine kaydediyordu.
|
|