ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1979 OCAK, SAYI:31
SAPLANTI
GİZLİ ŞARKI
PARÇALANAN GÖKYÜZÜ
ÜCRET
NÖBETÇİ
GÖLGEDE
BİR YILBAŞI GECESİ
ÜÇÜNCÜ BODRUM
YEŞİL IŞIK
UZAYIN EN BÜYÜK OYUNU
KIYAMET GÜNÜ
MUCUR
EMMA-2
ARIZA

MUCUR


amblem.2.1.jpg

muur-ba_l_k.jpg

Mucur'un toprakla uğraştığının altıncı ayıydı. Sion'dan ayrılalı, daha doğrusu uzaklaşalı, altı ayı bulmuştu. Elindeki titreşim makinesiyle, toprağı oyup ilerlemekteydi. Daha 25 yıllıktı, çok genç sayılırdı. Ama bir bilim adamıydı. Bu işe girişmeden önce, bütün tehlikeleri kabullenmişti.

Toprağı oyup ilerledikçe ısı düşüyordu. Saatine baktı, ısı 100 dereceydi. Ama dayanabiliyordu. Vücut sıcaklığını arttıracak ilaçlar almıştı yanına; onu içiyordu. 15 metrelik bir yol daha açtı. Hem düşünüyor, hem ilerliyordu.

Neyle karşılaşacaktı acaba? Geri dönebilecek miydi? Birden üşüdüğünü hissetti; yeniden ilacını aldı. Saatine baktı, 40 dereceydi. Tekrar yol açıp ilerlemeye başladı.

Nişanlısı Muan'ı hatırladı birden. Arkasından ne kadar da ağlamıştı. Ama her şeyden önce bilim adamıydı. Ölümü göze alacaktı. Fedakârlıksız başarı olamazdı.

Sırtında taşıdığı haber iletişim aracını, çoktan terk etmişti. Zira çalışmıyordu. Artık yapayalnızdı. Üşümesinin arttığını fark etti. İlacı, etkisini mi kaybediyordu, acaba? Ayrıca bedenen hareket kabiliyeti de artıyor gibiydi. Daha bir hızlı tırmanıyordu. Arkasına baktı, toprakla kaplıydı. Açtığı yol kısa bir süre sonra, kendiliğinden kapanıyordu.

«Tekrar dönebilecek miyim?» diye düşündü. Güzel 'memleketi Sion'u, nişanlısı M'uan'ı tekrar görebilecek miydi? Bunları kafasından atmağa çalıştı.

mucur.k.2.jpg

Yazarımız, farklı maddeselliklerde olan varlıkların birbirlerine bakış açılarını; ilginç bir yaklaşımla bizlere sunmaktadır.

(1979, Sayı:31, Sayfa:27)

mucur.k.0.jpg

Makinesiyle yola devam ettiğinde, ısı 10 dereceydi. İlacını aldı, yolun sonuna geldiğini hissediyordu. Biraz da korku sarmıştı içini. Daha önceden de kendisi gibi yukarı çıkan bilim adamları olmuştu. Ama hiçbiri geri dönmemişti. Bir haber de alınamamıştı. Ama o kendisini iyi hazırlamıştı. Hiçbir şeye yenilmeyecekti.

Birden ilerde yol iyice açıldı. Son bir gayretle açılan delikten yukarı çıktı. Bir an gözleri tarif edilmez bir parlaklıkla kavruldu. Sonra her şey yine karardı, artık bir şey göremiyordu. Oysa görmesi lazımdı...

Bedeni de sanki hızla donuyordu. Tatlı bir sıcaklık hem kendisini okşuyor, hem de donduruyordu. Hareket yeteneğini yitirmişti artık. Aklına son gelen, Sion ve Muan olmuştu.
@

mucur.k.1.jpg

Bir gün, gazetelerde şöyle bir haber göze çarptı:

mucur.k.3.jpg

"Profesör Aykut Garan ve araştırma grubu, Nemrut dağı eteklerinde, şimdiye kadar görülmemiş bir heykel bulmuşlardır.

Taştan olan bu heykel, büyükçe gözlere ve iri, kısa bir bedene sahiptir. Prof. Aykut Garan'ın dediğine göre, yerden bitmiş gibi görünen bu heykellerin, dünyamızda bir çok çeşidi bulunmaktadır.

Bunların hemen hepsi, insanı andırdığı halde, bazı büyük ayrılıkları, hemen göze çarpmaktadır. Eski insanların, bunları nelerden esinlenerek yaptıkları, hâlâ bilinememektedir."


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com