|
BİLİM KURGU ROMANLARINDA HIZ SORUNU
Uzayda üç türlü tanecik bulunmaktadır:
1) Tardyon»lar: öz kütleleri sıfırdan büyük olan ve ışık hızından daha az hızla giden, üst limidi 300.000 km/sn olan taneciklerdir.
2) Lukson'lar: öz kütleleri sıfır ve yalnız ışık hızıyla giden taneciklerdir. (Bir yerde, ışığın kendi kütlesidir, bu... saniyede 300.000 km.)
3) TachyonTlar: öz kütleleri imgelenen ve ışık hızından daha büyük hızla hareket eden taneciklerdir. Fizikçi Gerald Geinberg, bunların varlığını 1967 yılında tartışırken, tanımlamak için, Yunanca hız anlamına gelen Tachyon adını koymuştur.
Her ikisi de birer Tardyon olan bir elektron ve pozitron, birleşerek gamma ışınlarına dönüşebilir. Gamma ışınları, Luksonlardan oluşmaktadır ve tekrar elektron ve pozitrona dönüştürülebilir. Aynı şeklide,Tardyon'ların Tachyon'lara, onların da tekrar Tardyon'lara dönüştürülmesi mümkündür.
Bu durumda bir Tachyon gemisi düşünelim. Hiçbir hız belirtisi göstermeden ışık hızının belki 1000 katma varan bir hızla ilerleyebilir ve ulaştığı yerde tekrar Tardyon'lara dönüştürülebilir. Uzak yıldız ve bulutsulara Tachyon evreni yolu ile gitmek, bilim-kurgu romanlarında çok kullanılan bir şeydir, fakat bu gerçekte mümkün müdür? Ayrıca doğanın düzenlediği ve birleştirdiği şekilde, Tachyon'lara ayırdığımız Tardyon'ları eski durumlarına getirebilir miyiz? Bu, oldukça önemli bir sorundur.
Uzay Yolu dizisinden anımsanacağı gibi, Mr.Spock ile Dr.Mc.Coy arasında böyle bir tartışma geçmişti. Mr. Spock, bir kez ışınlama cihazına girdikten sonra, yeniden başka bir yerde şekillenen kişilerin,orijinal yapılarını yitireceklerini ve hatta makinenin oluşturduğu bir ikinci yaratık olacaklarını savunmuştu. Bu çekişmeden kısa süre sonra, Mr.Spock'in kendisi, ışınlama aygıtının yanlış çalışması sonucu iki bedene ayrılmıştı ve her ikisi de Volkanlı yaratığın kendisiydi. Tabii orada ışınlama aygıtının, yukarda sözü edilen Tardyon-Tacyon değiştirme aygıtı olduğunu anlamışsınızdır.
Gerçek şudur ki, doğada büyük bir simetri söz konusudur. Luxon duvarının hangi yanında olunursa olunsun, bulunulan taraf Tardyon evreni, karşı taraf Tachyon evreni görünecektir. "MC-GROW-Hill Bilim ve Teknoloji Yıllığı"nın 1971 sayısında yayınlanan "Uzay-Zaman" adlı makalede, Bilaniuk, bu konuyu matematiksel olarak açıkça analiz etmiş ve iki evren arasında bir sistemin varlığını bulmuştur.
Sonuç şudur: Uzay Gemileri evrenler arasında, birinden diğerine nasıl geçerse geçsin, gemiler hangi evrende bulunursa bulunsun, o evren Tardyon'dur; ve hızından daha hızlı hareket eden, öteki evrendir. Demek ki, BK yazarları, Uzay dışı ortamları -her şeye rağmen- başka tarafta aramalıdırlar.
|
|
|
|
|
EVRENDEKİ DİĞER YAŞAM ŞEKİLLERİ:
Bildiğimiz ve üyesi olduğumuz karbon atomlu atomlu dünyanın dışında, diğer ne tür yaşamlar olabilir? Söz gelimi, silisyuma dayanan bir yaşam şekli mi? "Uzay Yolu" dizisinde, kahramanlar silikatlı bir yaratık (insandan da akıllı bir yaratık) olan Horta ile karşılaşmışlardı, gezegenin birinde ve onun püskürttüğü bir madde ile, birkaç adamlarını yitirmişlerdi. Yine Horta'yı tedavi etmek için Dr.McCoy, bildiğimiz çimentodan yararlanmıştı. Acaba, gerçekten de böyle bir durum düşünülebilir mi?
Silisyum, karbon atomunu çok andırmaktadır ve onun kurduğu molekül tarzında bağlantılar yapmaktadır. Hatta silisyum ile oksijenin yer değiştirdiği karmaşık atom zincirleri elde edilmektedir. Bu durumda, silisyuma dayalı bir hayat neden olmasın?
Hatta bilginler, nişadır (Na2SO4)'a dayalı bir yaşamın varlığını hesaplıyorlar. Söz gelimi, Jüpiter'de böyle bir hayat düşünülüyor. Aynı şekilde hidrojene benzeyen daha küçük flor atomu, neden bir flor-karbon dünyasını oluşturmasın?
Şu gerçek ki, sonsuz evren içinde, sonsuz yaşam şekilleri düşünülebilir ve ve saptanabilir de. Tabii zamanı gelince ve olanaklar elverdiğince.
|
|
BAŞKA DÜNYALAR (öyküler)
1976, Sayı:2, Sayfa:15
|
|