|
(3)
Ünlü Bilim-Kurgu Yazan Isaac Asimovun bu güzel öyküsü, tüm modern yaşam koşullarında bile insanların doğayı özleyebileceğini ve doğaya dönebileceğini vurgulamaktadır.
Bayan Rabbins kararsızlıkla baktı:
-Bunu biliyor muydunuz?
Soluk yüzüyle Bayan Hanshaw, öğretmenin lafını ağzına tıkadı:
-Bu konuyu eleştirmenizi doğru bulmuyorum. Eğer oğlum Kapı'yı kullanmayı seçmemişse, bu onun ve benim bileceğim iştir. Hiç bir okul yönetiminin onu "Kapı"yı kullanmaya zorlayabileceğini de sanmıyorum, tamam mı?!
Kadının iması, oğlunun hatasını görse de bunu anlamamazlıktan gelecek düzeydeydi.
Boyan Robbins pes etmişti. Bağlantıları kesilmeden önce çabucak bir şeyler söyleyecek zamanı oldu:
-Bunu demedim. Gerçekten demedim. Bayan Hanstiaw,
Kendini, quartzinium plakası üzerinde yansıyan yüzüne görmeyen gözlerle bakarak oturur buldu. Aile onuru, birkaç dakika için de olsa, kesin şekilde Richard'ın tarafını tutmasını sağlamıştı. Ve sonra beklemeye başladı. Tüm bunlardan sonra Richard açısından bir terslik olduğuna iyice inanmıştı.
Çocuk, yüzünde korkusuz bir ifadeyle eve geldi, fakat annesi, kendi kendini denetlemek için büyük güç harcayarak, onu hiçbir şey olmamış gibi karşıladı.
@
Haftalardan beri, polisçilik oyunu oynuyordu. Hiçbir şey yoktu, bunu kendi kendine itiraf etmişti. Garip bir durumdu. Çocuk tamamen normal davranışlar içinde büyüyordu; Muhtemelen üç günde bir aşağıya, kahvaltıya indiğinde, Richard'ı okul saatinde "Kapı"nın önünde somurtkan bir şekilde durur buluyordu. Daima bu konu üzerinde yorum yapmaktan çekiniyordu.
Her zaman, çocuğun "Kapı"dan eve geldiğini gördüğünde, kalbine bir sıcaklık yayılıyordu ve kadın «İyi, her şey tamam!» diye düşünüyordu. Fakat aradan bir - iki ya da üç gün geçtikten sonra çocuk bir esrarkeş gibi kendi haplarına dönüyor, kadın uyanmadan kapıdan -küçük «k»- çıkıp gidiyordu.
Her defasında bir psikiyatris ile görüşmeyi düşünüyordu ve her defasında da Bayan Robbins'in bunu öğrendiğinde takınacağı tavır gözlerinin önüne geliyordu; aslında gerçek bir görüntü olmadığı halde, bu yüz onu durduruyordu.
Sonunda bu şekilde yaşamaya başladı, belki de en iyisini yapıyordu. Mekkano, kapının - küçük «k»- yanında beklemek üzere ayarlanmıştı; elbiseleri burada değiştiriyordu. Richard hiç karşı koymadan yıkanıyor, üstünü değiştiriyordu. İç çamaşırları, çorapları ve her bir eşyası toplanıyor ve Bayan Hanshaw, günlük gömleklerin çoğalmasından şikayet edemeyecek derecede sıkılıyordu. Pantolonlar haftada bir temizlenmeye gönderiliyordu.
|
|
|
|
|
Bir gün Robert'e kendisine New York'a kadar arkadaşlık etmesini önerdi. Bu yavaş yavaş geliştirdiği bir planı onun üzerine denemek için düzenlediği bir oyundu. Çocuk karşı koymadı. Her zaman mutlu olurdu.
Düşünmeden, "Kapı"ya doğru yürüdü. Tereddüt etmemişti. Bu sabah "Kapı"yı kullanarak okula gidecek şekilde giyinmişti.
Bayan Hanshaw sevinmişti. Bu, onu "Kapı"yı kullandırmak için bir yöntem olabilirdi ve zekasını bu yolda harcayarak, çocuğu "Kapı"dan geçirmek için böyle küçük seyahatler düzenlemenin yararlı olacağını düşündü. Gerçi faturaları, yüreğini sızlatacak kadar yükseltecekti bu geziler, yine de yapmalıydılar; Çin Festivalini görmek için Canton'a kısa bir gezi iyi olacaktı.
Bu bir pazar günü gerçekleşti. Ve ertesi sabah Richard daimi kullandığı holdeki kapıya doğru yürüdü. Bayan Hanshaw, gözcülük etmek için bir parça erken kalkmıştı. Bir kerelik, geçmiş dayanıklılığını yitirerek, çocuğun ardından seslendi:
-Niçin "Kapı"yı değil, Dickie?
Çocuk, cesurca yanıtladı:
-Canton için tamam!.. ve yürüdü çıktı.
Böylelikle bu plan da başarısızlığa ulaşmıştı. Sonra bir gün, Richard eve sırılsıklam döndü. Mekkano tabii ki bu durumda bir şey anlayamamıştı. Kız kardeşi Towa'yı dört saatlik bir ziyaretten dönmekte olan Bayan Hanshaw da bu sırada içeri girdi. Bağırdı:
-Richard Hanshaw!
Sucuk gibi ıslanmış olan çocuk:
-Yağmur yağmaya başladı, dedi. Birdenbire, yağmur başladı!
Bir dakika için, kadın kelimenin anlamını kavrayamadı. Okul günleri ve coğrafya dersleri yirmi yıl öncesinde kalmıştı. Ve sonra dökülen suyun görüntüsünü anımsadı, gökyüzünden durmamacasma... çılgıncasına yağan, durdurulması için ne bir düğme, ne bir anahtar, ne de bir bağlantısı olan su...
-Ve bu yağmurda dışarıda kaldın! dedi kadın.
-Ama anne, mümkün olduğu kadar çabuk eve döndüm. Yağmurun devam edeceğini bilemezdim.
Bayan Hanshaw hiçbir şey söylenmedi. Tutulmuştu, zaten kelimeye vurunca ne kadar aptalca bir durumda olduğunu büsbütün ortaya koyacaktı.
İki gün sonra, Richard kendini akan bir burun, kuru, tırmalayan bir boğazla buldu. Bayan Hanshaw artık Taş Devrindeki sefil yaşamda olmadıkları halde evinde hastalık mikroplarının barınacak bir yer bulduklarını kabul ediyordu. Ağrılar, sızılar, kırgınlık geçtikten sonra Richard'ı mutlaka bir psrkiyatriste götürmek üzere kendi kendine söz verdi.
@
-devam-
|
|
|
|