|
En büyük zevkim ağabeyimi çalışırken seyretmektir. Benden dört yaş daha büyük olan ağabeyim her gün düzenli bir sakilde iki saat kadar çalışır.
Odamızın bir köşesinde bulunan ve tavana kadar yükselen bu aygıttan küçükken epey korkardım. Ama şimdi artık alıştım. Ağabeyim bana epey zaman önce, buna bilgisayar denildiğini ve insanın her işine yardımcı olduğunu anlattı. Hatta parmaklarını yazıcı konsol dediği bir yere değdirdiği zaman ekranda gördüğüm o güzel kuş resmini hiç bir zaman unutamayacağım. Ağabeyim o, kuşa önce kanatlarını açtırdı sonra uçuş gösterileri yaptırdı. O günden beri de bu aygıtı çok seviyorum, ama yazıcı konsol denilen yerdeki işaretleri anlamıyorum ve bu yüzden bir şey öğrenemiyorum.
Ağabeyim bana yaşımın küçük olduğunu, büyüyünce bunu öğreneceğimi, kendisinin de küçükken benim gibi olduğunu söylüyor, bu da beni avutuyor.
Arkadaşlarımdan bazılarından biliyorum. Biz küçük çocuklar, beş yaşımıza bastığımızda babalarımız bize bilgisayarları anlamamıza yardım edecek bazı aygıtlar hediye ederler. Benim de beş yaşıma basmama az kaldı. Acaba babam bana nasıl bir küçük öğretici hediye edecek?
Komşumuzun benden az büyük oğluna babası geçen yıl çok güzel bir küçük öğretici almıştı. Öyle ki tuşlarına basarak resimler çizebiliyor ve daha sonra bu resmin anlamı olan harfleri ekranda görebiliyordu. Arkadaşım beş ay sonra evlerindeki bilgisayarla anlaşacak duruma gelmişti. Şimdi artık o da her gün ağabeyim gibi bazı saatler evde ders çalışıyor. Ben de babamın bana acaba nasıl bir küçük öğretici getireceğini merak ediyorum.
@
|
|
|
|
|
Gelecekte çocuklara verilen armağanlar belki de başka türlü olacak, günümüzdekilerden.
Babam, annem ve ağabeyim akşam yemeğini balkonda yedik. Daha sonra babam içeri geçmemizi teklif etti. Sonunda beklediğim an gelmişti. Babam bana aldığı küçük "öğretici"yi verecekti.
Ağabeyimi çağıran babam, aldığı hediyeyi bana vermesini söyledi. Babamın aldığı hediye daha önce arkadaşlarımda ve ağabeyimde gördüklerime benzemiyordu. Gerçekten hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Çünkü babamın bana aldığı aygıt küçük bir plakadan oluşan, tanımadığım bir şeydi. Ağabeyim de aynı şekilde bundan bir şey anlamamıştı. Babam bize gülerek:
-Çocuklar, bu şimdiye kadar gördüğünüz küçük öğretici türünden bir aygıt, ama özelliği tuşlara gerek olmaması. Şimdi kardeşin senin gibi tuşlarla resim çizeceğine, yalnızca düşünecek. Bu aygıt kardeşinin beyninin yaydığı elektromanyetik dalgaları yakalayarak değerlendirip ekrana yansıtacak. Böylelikle kardeşin alfabeyi ve okumayı kısa sürede kolaylıkla öğrenecek, dedi.
Babam daha sonra küçük aygıtı bilgisayara taktı. Beni ilk ders için koltuğa çağırdı.
-Bir şey düşün! dedi.
Aklıma birden annem geldi. Ekrandaki çizgiler bir kadın yüzünü belirledi ve ekranda şu harfler göründü: ANNE.
Yerimden fırlayarak babamın boynuna sarıldım.
|
|
(1979, Sayı:36, Sf:6)
|
|