ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1979 Nisan, SAYI:34
HAYALPEREST
MEDENİYETİN GETİRDİKLERİ
ARKADAŞ
SÜRGÜN
SIFIR ZAMAN NOKTASI
ELEKTRONİSTLER

ELEKTRONİSTLER


amblem.2.1.jpg

elektro-ba_l_k.jpg

Güvenlik tertibatının aşıldığını saptayan koruganlar, aynı anda «Elektronistlerin» beyinlerinde özel ultrasonik dalgalarını yolladılar.

Ama bu kez insan daha hızlıydı ve büyük isyan gerçekleşti.
@

Ayların, yılların ve hatta tarihin tüm önemini yitirdiği bir yüzyılda Güneş sisteminin tüm gezegenlerinde aynı anda başlayan isyan «Elektronistlerin» tutuklanmaları ve uzay boşluğuna atılıp idam edilmeleriyle sona erdi.

-«...bize rahat bir yaşam vaad ettiniz. Kö¬tü durumumuzdan faydalanarak bizi aldattınız, başımıza geçtiniz. Yaşamayı unutturdunuz. Olağanüstü beyinlerinizin yarattığı harikalar, sizi bir Tanrı gibi görmemizi sağladı. O pis makinelerimizle kuklaya çevirdiğiniz bizler idamınıza karar verdik..

Tüm makinalar parçalandı. Yeni bir düzen kurana kadar belki bazılarının sağlam kalmayı gerekirdi. Ama gözünü kin ve nefret bürümüş insan havayı temizleyen, atmosferin geçerliliğini koruyan ve buna benzer tüm işleri teklemeden yapan makineleri bin parçaya ayırdı.

Uzun süreden beri yan gelip yatan insan, simdi yeni bir yaşama, yeni bir hayat tarzına alışmak zorundaydı ve en önemlisi, neredeyse ne işe yaradığını bile unuttuğu uzuvlarını var gücüyle işlemesi gerekiyordu.

Doğa kanunlarının nicedir bilinmeyen ezici üstünlüğü kara bir bulut gibi üzerlerine çökmüştü çünkü!
Evrenin her yanında, bir diktatörlükten kurtulmuş Güneş Sistemine tebrikler yağıyor ve yeni kurulan Halk Hükümetinin resmen tanıdığı ilan ediliyordu.

Ve insanoğlu yeniden yaşamaya başladı...
Sistemin her yanında... Yaşamaya ve öğrenmeye başladı.
Bu İsyanda büyük rolü olan genç, sarrı saçlarının çevrelediği kocaman kafasını sallayarak:
-«İşte size yepyeni bir yaşam.» diye bağırdı.

Cılız ve çatlak sesi güçlü mikrofonlar yoluyla, binlerce ikisinin coşkuyla bekleştiği yıldız anfinin her köşesine dağıldı. Ve arkasından, insanca duyguların su üstüne çıkmaya başladığını işaret etmek istercesine korkunç bir alkış tufanı koptu... Kürsüdeki genç de dahil hepsi ağlıyordu. Hepsi şaşkın şaşkın birbirlerine bakıyorlardı... Avuçları patlayıncaya kadar alkışladılar.

Kürsüdeki genç, yanaklarından aşağı akan yaşları silmeye bile gerek duymadan bağırıyordu:
-«Ağlıyoruz ve alkışlıyoruz arkadaşlar! Yaptığımız darbenin amacı da buydu zaten... BAŞARDIK!»

YAPAY GÜNEŞ, «Elekoronistlerin» öldürülmesiyle birlikte fonksiyonlarının tümünü kaybetmişti. Isısı düşük, sönmeye yüz tutmuş Sistem Güneşi ise, Dünya'yı ve öteki gezegenleri yeterince aydınlatmaya ve ısıtmaya yetmiyordu artık...
@

Dar, uzun kulelerden oluşmuş binalarla dolu alacakaranlık şehrin sokaklarında dev gibi bir arslan titreyerek dolaşıyordu. Hürdü artık, kendisini saran, yapay ormanlarda yaşamaya zorlayan manyetik duvar kalktığından beri çok şey öğrenmişti. İnsan etinin tadını almıştı en önemlisi!

O anda, gözlen fal taş gibi açılmış bir adamın tam önünden kaçmaya başladığını gördü. Atalarından kalma, vahşi bir içgüdüyle kaçanın üzerine atladı ve yere yıktı. İşini bitirdikten sonra yalanarak, şehrin içlerine doğru ilerledi.

Geniş bir sokağın başında, açlıktan nefesi kokan sıska bir vaşak, üç kişinin hücumuna uğradı. Taşlarla, sopalarla öldürdüler onu. İnsan öğreniyordu yavaş yavaş... Ölmeyi ve öldürmeyi!
@

(1979, Sayı:34, Sayfa: 18)

HAVA GÜN GEÇTİKÇE bozuyordu. Yapay Atmosferin tatlı havasında yaşamaya alışmış insan, hastalanmaya başladı. Öksürük, nefes darlığı... Sadece ayda bir kez yağan yağmur, şimdi, makinelerin bozulmasıyla birlikte hemen hemen her gün bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Elektronistler tarafından gemlenen bulutlar geçen bütün yılların intikamını almak istercesine boşalıyor, boşalıyorlardı.

Kısa bir süre sonra yapay Güneş tamamen söndü ve yağmurlar yenini kara bıraktı. On santim, onbeş santim, yirmi santim... Kar yığınları tüm Dünya'da yaşamı felce uğratıyordu. Evlerin tüm ısıtma sistemleri bozulmuştu. Bu yüzden bir şeyler yakmak zorundaydılar. Özenle korunan, küçük arazi parçaları üzerindeki ormanlar talana uğradı. Taşınabilir ne kadar odun varsa evlere yığdılar. Bundan sonraki günlerde her yerden alev dilimleri yükseldi. Kapkara, yağlı, isli alev dilimleri!
@

GENÇ KIZ, aptal aptal bakıyordu adamın suratına.
-«Lütfen anla beni» dedi adam. «Sana ne dediysem onlar yap yeter. Her şeyi çok iyi biliyorum, emin olabilirsin.»
-«Nereden öğrendin bütün bunları?»
-«Baba yadigârı», dedi adam gülümseyerek.

Kız iyice şaşırmıştı.
-«Baba nedir?»
-«Baba mı? Ee, şey, bu çok eskilerde kullanılan bir deyim galiba. Elektronistlerin bizden titizlikle sakladıkları kütüphanede, bir kitapta gördüm bu sözcüğü. Nasıl anlatayım sana bilmem ki? Bırak bunları da dediklerimi yap, haydi!
-«Peki ama sonuçta ne olacak, ne elde edeceğiz?»
-«Bir çocuk! Şu elektronistlerin ara sıra yaptıkları gibi değil ama gerçek bir çocuk. Sen ile ben yapacağız bunu, burada!
-«Şaka ediyorsun? Hem bunca zahmete ne lüzum var?» Genç kız anlayamıyordu! Çocuğu ne yapacağız?»
Adamın sabrı taşmıştı. Kızı yatağın üzerine iteledi.
Kız da hiç sesini çıkartmadı!
@

elektro-resim.jpg

GÜNLÜK...
SANIRIM, bu günlüğümün son sayfası olacak. Elli yıldır, bir gün bile sektirmeden olanları yazdım. Şimdiden sonra arık yazabileceğimi sanmıyorum. Elli yıl önce yaptığımız devrim bir aşamaydı belki de. Ama bunu devam ettirmesini beceremedik. Şimdi yeni yeni gruplar oluştu içimizde... Yüksek zekalı insanlar, bunlar. Tıpkı, evet tıpkı Elektronist'lere benziyorlar! Halkın büyük bir çoğunluğunu kandırmayı başardılar. Halk, tekrar eski günlerde rahatının yerinde olduğu, makineleştiği o günlere dönmek istiyor. Ve hayret! Yaşlandım galiba? Ben bile rahat, düzgün, pürüzsüz bir yaşamı arzu ediyorum!

Sonunda kendilerine «Elektronistlerin torunları» adını veren o fanatik grup idareyi eline olacak, eminim bundan... Ve ilk başta beni öldürecekler. Devrimde baş çekenlerden olduğumu biliyorlar çünkü.Ama hiçbir şeye aldırmıyorum...

Belki de hayaldi yaptığınız iş. Şu son elli yılda o denli acı çektik ki, suçlu hissediyorum kendimi.

Bu sayfayı da bitirip, günlüğü tamamladıktan sonra kaçacağım. İyi bir yere gömeceğim günlüğü. Yakında, güvenebileceğim bir tek insan bile kalmayacak. Güveneceklerim ise benimle aynı kaderi, yani ölümü, paylaşacaklar zaten.

Belki ilerde bîr gün, insanoğlu yeniden ilkelliğe özlem duyarsa, nereden başlayacağını bu günlükten öğrenebilir. Bizim yaptığımız hataları yapmaz o zaman...... Sakladığım günlük ellerine geçerse tabii...


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com