|
Dünya Uzay Komutanlığının Plüton geze genindeki vericisi Dünya'ya şu haberi gönderiyordu.
«Yıllardır üzerinde çalışılan Tachyon sistemi gerçekleştirilmiştir.. Böylelikle zaman ve uzaklık kavramları ortadan kaldırılarak insanoğluna evrenin kapıları açılmış bulunmaktadır.»
On ay sonra Plüton'un yörüngesinde bir uzay gemisi kalkış hazırlıkları yapmaktaydı. ARAŞTIRI-4 adlı uzay gemisinin bilgisayarı IBM -2158 gemi komutanı Cem'e.
-Gidiyor muyuz? diye sordu.
-Her şey yolunda ise evet.
Komutan Cem, özel bölmesine geçti. Uzay gemisi ışık hızını aşınca "Einstein uzayı" diye adlandırılan uzayı görecekti. Uzay gemisinin ekranında gidiş yönünde görünmeyen yıldızların ışığı belirecek, arkalarında kalan hiç bir yıldızın ışığı kendilerine erişemeyeceği için, orası karanlık kalacaktı. Uzay gemisi ışığın yüzbin kez üstünde bir hızla SiriusA ile SiriusB arasındaki Kara Deliğe hareket etmek üzere hazırdı.
-Sıfırıncı saniye!
IBM-2158'in bu uyarısı üzerine ARAŞTIRI-4 harekete geçti. Plüton gezegenindekiler uzay gemisinin, Komutan Cem ise Plüton'un kaybolduğunu gördü. Kısa sürecek olan bu yolculuk, çoğunlukla androitlerin ve bilgisayarın denetiminde bulunacaktı.
Kara Delik, uzay gemisinin ekranında belirdiğinde, Komutan Cem tehlike alarmı ile karşılaştı. Geminin tachyon sisteminde bir bozukluk belirmişti. Bu gibi durumlarda uzun süre uykuda tutma aygıtına girmesi gerekirdi. IBM-2158 gemiyi onarınca uyanacaktı, ya da hiç uyanamayacaktı, çünkü ARAŞTIRI-4, Kara Deliğe doğru sürükleniyordu.
Uzay gemisi kaçınılmaz sona ağır ağır yaklaşırken birden durdu. Büyük bir güç onu atomlarına ayırırcasına çekti, kurtardı.
Komutan Cem uyandığında IBM-2158, ona nasıl kurtuldukları ve bulundukları uzayı tanımadığı konusunda bilgi verdi... Ekranda görünen yıldızlar gerçekten tanıdıklarına benzemiyordu. Uzay gemisi, aşağı yukarı Jüpiter'in beş kez büyüğü bir gezegen çevresinde dönüyordu. Bilgisayar tachyon sistemini onarırken, komutan Cem gezegende bir inceleme gezisi yapmayı düşündü.
ARAŞTIRI-4'ün İçinden çıkan küçük bir uzay aracı, gezegenin tozlu yüzeyine kondu.
Yerçekiminin azlığından dolayı komutan geniş adımlarla ilerde gördüğü kayaya doğru ilerledi. Kayanın dibinde parlayan cisimleri tanımlamak için eğildiğinde, kaya üzerine düştü.
|
|
|
|
|
Bu öyküsünde yazarımız, zamanda yolculuk temasını başka bir açıdan işliyor. Gelecekte zaman yolcu hakları, ceza yasalarına da girecek mi acaba?
(1979, Sayı:34, Sayfa:9)
Kendine geldiğinde bulunduğu ortamı kavramaya çalıştı. Başka bir yerdeydi ve uzakta bir aygıt görünüyordu.. Ona doğru yaklaşmayı denedi. İnanılır gibi değildi, ama bu bir beyne benziyordu. Kafasının içinde bir ses yankılandı.
-Komutan! Uzun yıllar önce gezegenimden bilimsel araştırmalar yapmak üzere ayrıldım. Uzay gemim bozulunca uzun süre, uykuda tutma aygıtına girdim. Daha sonra gezegenime.dönünce halkımın yok olduğunu gördüm. Uzun yıllar uzayda gezdim. Sonunda buraya geldim... Seni buraya getirmek istememin nedeni çok yaşlanmış olan belleğimi seninki ile değiştirmek, istememdir.
Komutan Cem böyle bir durumla karşılaşacağını aklına bile getiremezdi. Parmağındaki alarm yüzüğüne dokundu. Aynı anda beyninde şiddetli bir acı duydu. «Yapma, Arkadaş» diye düşündü. Yaratık, Cem'in uyarısına uydu, acı birden kesildi. Ne de olsa değişeceği bir belleği zedelemek istemiyordu.
ARAŞTIRI-4'ün bilgisayarı IBM - 2158, Komutan Cem'den gelen alarm uyarısı üzerine androidleri gezegene gönderdi. Komutanlarını kurtarmak isteyen androidler, yeri delen, eriten aygıtları kullanıyorlardı. Yeni konukları olduğunu algılayan yaratık güçlü elektromanyetik dalgalar gönderdi ise de yollarından şaşmayan androidler komutanını bulunduğu ortama girmeyi başardılar. IBM-2158, dilerse bu garip beyni yok edecek savut (silâh)da kullandırabilirdi, onlara.
Yaratık: «Yok olmak! Eskisi gibi! Hayır, bu olamaz!» diye düşündü. Belki ilerde başka bir yaratığı yine tuzağına düşürebilirdi, ama komutanı serbest bırakmalıydı. Tek çözüm buydu!
-Tamam, Cem! Gidebilirsin!
Genç adam ve androitler, açılan delikten yukarı tırmandılar. IBM-2158, tachyon sistemini onarmış, onları bekliyordu. Küçük uzay aracı onları ana gemiye götürdü, Bilgisayara Kara Deliğe ilerleme komutunu verdi. Aşağıya baktı, gezegeni bir an için dünyaya benzetmişti.
-«Arkadaş» diye düşündü. «Aslında iyi dost olabilirdik seninle. Görüyorum sen de benim gibi yalnızlık çekiyorsun, uçsuz bucaksız evrende. Hiçbir makine, bir canlının başka bir canlıya gereksinimini sağlayamıyor, biliyorum. Bekle, bir gün sana gerçekten dost olabilecek ve belleğini paylaşabilecek bir arkadaşın olur!»
|
|
|
|