|
Gözlerini açtı. Tavandan sarkan lambanın saçtığı ışık, önce gözlerine sonra da beynine doldu. Tekrar gözlerini kapadı, düşündü. Beyninin orasına burasına dağılmış olan düşüncelerini toplamaya çalıştı, ama başaramadı.
-Nasılsın Scott?..
Kendisine doğru eğilen gözlüklü adama baktı. İnsan mıydı bu?... İnsana benziyordu, fakat bazı garip ayrılıkları vardı. Örneğin parmakları biraz kısalmıştı... Adam sorusunu yineledi :
-Nasılsın Scott...
Adının Scott olduğunu hatırlamıştı. Gözleriyle «iyiyim» işaretini verdi.
-Seni kurtardım Scott. Arkadaşlarını da. Onlar da ayılmak üzereler.
«Arkadaşlarım mı?» diye düşündü.. Sonra düşünceleriyle geçmişi karıştırmağa başladı... Şimdi her şey gözlerinin önünden geçiyordu...
Yıl 1912 ve ay Ocak... Zor ve uzun süren bir yolculuktan sonra Güney Kutbu'na ulaşmışlardı. Fakat kutup noktasında dalgalanan Norveç bayrağını görünce, bütün çabalarının boşa gittiğini anlamışlardı. Güney Kutbuna onlardan önce gelenler vardı.
Büyük bir hayal kırıklığına uğradıktan sonra geri dönmek onlara büyük acı veriyordu. Üstelik bin bir güçlükle kat ettikleri 1500 kilometreyi tekrar yürümek...
Gözlerini aralayarak adama baktı. Adam :
-Hatırla, Kaşif Scott... Hatırla!., diye fısıldadı.
Tekrar gözlerini kapatınca aklına karlar ve buzlar arasında yürüyüşleri, soğuğa, fırtınaya, tipiye karşı koyarak adım adım ilerleyişleri geldi. Ve ilkönce Evans'ın, sonra da Oates'in donarak ölmesi bir bir gözlerinin önünden geçti. Son olarak hatırladığı, geriye kalan iki arkadaşlarıyla birlikte çadır kurup içine sığınmalarıydı.
|
|
|
|
|
Hibernasyon - Kış uykusu bk yazarlarınca kullanılan başka bir bilimsel kuramdır. Kanser olan ünlü ressam Walt Dssney'in de, hastalığın tedavisi bulunana dek hibernasyona yatırıldığını biliyor muydunuz?
Adamın ince sesiyle düşüncelerinden ayrıldı: |
-Ben doktor Whundsen. Sizi buzların altından çıkardık.
-Buzların altından mı?
-Evet. Bak dinle, sana her şeyi anlatacağım. Yalnız ilk önce söyle bana, en son ne hatırlıyorsun?
-En son mu?.. En son... Karanlık bir çadır... Ve Soğuk.
-Evet gerisini ben anlatmalıyım sana.. 29 Mart 1912 tarihinde Güney Kutbuna giden bir keşif heyeti, sizin çadırınızı ve içinde donmuş cesetlerinizi bulmuştu... Sonra da sizi oraya gömmüşlerdi...
-Ama... ama ben şimdi yaşıyorum, diye mırıldandı.
-Yaşıyorsun tabii.. Ben seni ve arkadaşlarını yıllardan sonra buzların altında çıkardım ve uzun süren bir çalışma sonucu hayata kavuşturdum.
-Fakat nasıl yapabildiniz bunu?
-Siz aslında ölmemiştiniz. Yıllarca vücudunuz donmuştu. Buz dolabında saklanan bir et parçası gibi yıllarca ölmeden yaşadınız.
Gözü duvarda asılı olan elektronik zaman göstergeçine kaydı 25 Mayıs 2016... İçinden 2016 sayısını bir kaç kez tekrarladı.
Doktor mutluydu. Başarısının müjdesini vermek için yanından ayrılırken, Scott, tekrar gözlerini kapayarak düşüncelere daldı.
(1979, Sayı:32, Sayfa:25)
|
|
|
|