ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1979 ŞUBAT, SAYI:32
YALNIZLAR GEZEGENİ
SONSUZA AYRILIŞ
KADER
SİS
DENEY
KENDİSİ
YAŞAMA DÖNÜŞ
Bilimkurgu mu Kurgubilim mi?
DÜNYA DIŞI YAŞAM
A.E.van VOGT

KENDİSİ


kendisi.ba_l_k.jpg

Kendisi, Filipin Denizi derinliklerinin kralı, -denizin 6 mil dikleştiği bu tehlikeli kanyonda- yeni görev döneminde uyandı ve kuşkuyla çevresine bakındı.

Değişken Benliği sordu:
-Bugün "Kendisi" nasıl acaba?

Değişken Benlik bir simsar, bir yönlendirici, bir davranış uyarıcısı ve kendi sınırlı çevresi içinde, bir arkadaştı.

"Kendisi", yanıt vermedi. Uyku dönemi boyunca; 1000 fit (300 m) dikine inen duvarlı, uzun, dar, derin bir vadide sürüklenmişti.

Açık bir gözlem olanaksızdı. Okyanus tabanının en derin yeri olan burada, sonsuz gecenin içinde, yukardan hiçbir ışık sızmıyordu. Kendisi, tüm yönlere devamlı yayınladığı yüksek frekanslı seslerle, çevresindeki karanlık dünyayı tahmin ediyordu. Bir katran karası mağaradaki yarasa gibi, dönen yankıları yorumlayarak su evrenindeki tüm şeylerin yapısını analizlerdi. Ve kuşkunun dost duygusu, değişen basınç, ısı ve değişen akıntıları saptayan Kendisi'ni düşünmeye itiyordu. Onun için bilinmeyen, çok uzaklarda atmosfer ve okyanus ilişkisini saptayan bilgisayarlar vasıtasıyla, bilgi bütününün bir parçasını gözlemesiydi ve böylece her yerdeki su ve hava durumlarını tam tahmin edemiyordu.

Onunki, daima mükemmel bir algılama oluyordu. Açık ve hatasız olarak "Kendisi" bu dönen kanyonun uzak mesafelerine davetsizce giriyordu. Bir gemi! Kanyonun en uzak sınırındaki kayaya demirlemiş!

Değişken Benlik ona yön verdi:
-Kendi bölgeni bir yabancının keşfetmesine izin vermeyeceksin, değil mi?

"Kendisi" çok öfkeliydi. Katı metal gövdesini çepeçevre saran jet mekanizmasını hareket ettirdi. Bir nükleer reaktör, patlama odasının yüzeyini ısıttı. Odanın içinde sürüklenen deniz suyu, akıntı bulutlarını tıslayarak yardı ve bir mermi gibi onu ileriye fırlattı.

Gemiye ulaşınca, başındaki nükleer güçlü sıcak ışınlarla "Kendisi" en yakın demir hattına saldırdı. Onu koparınca, ikinci kabloya döndü ve onu da yaktı. Sonra üçüncü kabloya doğru hareket etti.

Fakat yabancı gemideki korkak yaratıklar, karanlık suyun altındaki bu 6 m.lik canavarı aydınlattı:
-Yankı dizgesini analizleyin! dedi komutan.

Bu, tam bir beceriyle yerine getirildi.
-Alıcılar bir yanıt kaydedene kadar, basit değişken sistemi geriye doğru yankıyla besleyin!

Önemli yanıt şuydu: "Kendisi" ne yaptığını bilmiyordu. Değişken Benliğin yönetimine göre, manasızca sürükleniyordu.

-Uyan! Onların uzaklaşmasına izin vermeyeceksin, değil mi?

Daha büyük bir öfke dalgası kapladı, "Kendisi"ni. Savunmak için daha duygusal olmaya başladı. Şimdi yabancı, yaydığı yankı kopyalarını durdurmuştu.

Yeni, daha büyük bir öfkeyle, ikinci silâhını ateşlemesine neden oldu.

"Kendisi"nin algılama yankı sistemi, denizdeki tüm yaşayan şeyler için koruyuculuğu doğal olarak, yönetirdi, birden güçlendi. Ses-üstü bir ışın haline geldi, Kendisi, gemiye doğru hareket etti.

Yaklaştığını gören düşman, şansı olmadığına karar vermişti:
-Kalan demirleri alın!

"Kendisi" taşıtın en yakın bölümüne doğru tosladı. Sonunda bu ses-üstü dalgalar, kalın duvarları yaralayan düzenli bir titreşime başladılar.

kendisi.k.jpg

Bu derinlikte her inç kareye (2.54 mm2) binlerce ton düşen suyun ağırlığı altında metal yamuldu. Dış duvar, metalik bir çığlıkla yırtıldı. İç duvar dayandı, fakat yakalanmıştı bir kez.

Bu noktada, korkak savunucular, bir titreşim sayacı harekete geçirdiler, "Kendisi"nin yayınladığı düzenli titreşimi iptal ettiler, emniyetteydiler.

Fakat o, ağır akıntıda yardımsızca sürüklenen yaralı bir gemiydi, artık. Yabancıların yüzeyden araştırabilecekleri enerjileri kalmamıştı. Fakat onlar Dünya'ya bir araştırma üssü kurmaya gelmişlerdi. Onların çabaları, Derinliği terk etmelerine yetecek su altı akıntıları hakkında yeterli bilgiyi biriktirmekti ve yakın karaya sürüklenmek, atom bombalarını fırlatmak ve tekrar sürüklenmek. Bu amaç için, iyice silâhlanmışlardı ve bu karasularda savaşmadan öl¬meyi reddediyorlardı.

-Bu şeytana ne yapabiliriz?
-Patlat onu! dedi biri,
-Bu tehlikeli, derken yabancı komutan duraksamıştı.
-Şu anda bulunduğumuz tehlikeden daha tehlikede olamayız.
-Doğru, dedi komutan, fakat içten olarak onun neden silâhlandığını bilmiyorum ve daha başka bir şey olduğunu da sanmıyorum, Eğer yeni bir saldırıda bulunursa, otomatik olarak geri püskürecektir. Bunu daha çok bir şans olarak almalıyız.

İkinci bir kurgu, "Kendisi"ni tamamen kont"rolsüz bir öfkeyle sürdü. Nükleer toplu silâhını iki kez ateşleyerek hedefini buldurdu. İkinci y¬rım saniyede, saldırgandan bir patlama beynine ulaştı.

Değişken Benlik bağırdı:
-Onların gitmesine izin vermeyeceksin, değil mi?

Fakat Filipin Derinliği'nin kralı ölmüştü ve daha fazla yönetilemezdi.

Bunun sonucu, hava karargâhına bir rapor verildi:
"Bilgisayar merkezi, "Kendisi"nden herhangi bir son bilgi almamıştı. Savaş sırasında denizaltılara karşı yapılan su-hava robotlarından biri daha ortadan kaldırılmış görülmektedir. Okyanusun kendilerine ait kısmında, fikir, öfke ve kuşkuyla programlanan bu elektronik canavarları yeniden çağırabilirsiniz. Savaştan sonra, bu yaratıkları biz asla yüzeye almadık; bizi son derece merak ediyorlardı."
@

Yukarıdaki hava okyanusu gibi, su okyanusu da birçok kereden daha güçlü dinamik, sürekli, peş peşe hareketlerle sürüklendi, yuvarlandı, hareket etti; fakat hiçbir hava akımıyla karşılaştırılamazdı. Katrilyonlarca su, hareketi tekrarladı ve sadece birbirlerini dışa doğru dengelediler.

Filipin Derinliğince, dengeli muazzam bir nehir akmaya başladı. Yabancıların saldırı taşıtını, uzun, yukarı meyilli bir yöne taşıdı. Ama sürüklenen geminin yüzeye çıkması birkaç haftayı buldu ve bir-iki gün önce göründü.

Bir deniz devriyesi ona bordaladı, sadmeden sonra, bir ay önce ölen yabancıları buldu ve -hasarı inceledikten sonra- tam olarak ne olduğunu analizledi.

Ve böylece yeni bir kral, hükümranlığının ilk günü uyandı ve kendi Değişken Benliği'nin sözlerini duydu:
-Şey, "Kendisi", program nedir?

Kendisi, bir hükümdar merakıyla bakındı.

Yazarları Tanıyalım:
A.E.van VOGT

Alfred Etan van VOGT


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com