ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1979 ŞUBAT, SAYI:32
YALNIZLAR GEZEGENİ
SONSUZA AYRILIŞ
KADER
SİS
DENEY
KENDİSİ
YAŞAMA DÖNÜŞ
Bilimkurgu mu Kurgubilim mi?
DÜNYA DIŞI YAŞAM
A.E.van VOGT

SİS


amblem.2.1.jpg

sis-ba_l_k.jpg

Aslında sis canlıydı. Bunu fark etmesi uzun sürmüştü;, ama bilincindeydi artık. İçinde yuvarlanıp aktığı, uçtuğu süzüldüğü katmanlar arasında bir uçtan bir uca kendini denetlemesi o denli kolay olmamıştı, Hücrelerin birbirleriyle haberleşmeleri, daha doğrusu, bunların kendi hücreleri olduğunu anlaması, zamanını almıştı. Kendi bireysel hareketleri içindeki yoğunluğu ve dizisi az parçacıklar, bir bütün olduklarını hiçbir zaman kavrayamamışlardı, muhakkak. Bun¬dan böyle de kavramaları olanaksızdı. Oysa tümü üzerinde beliren enerjinin birleştirici gücü, bir zamanlar Dünyanın yaradılışına özgü bir beceriyle, cansız bilinen, ya da öyle sanılan atomlar üzerinde, beklenmeyen etkiler yapmıştı. Bireysel titreşimlerin tiz frekanslarla oluşturdukları sesler, bilinçsiz bir iletişimin ötesinde, doğal haberleşmeyi sağlıyorlardı, artık.

Bulunduğu yer konusunda kesin bir bilgisi yoktu; oma yaşam koşulları açısından uygun ve rahat bir ortamda bulunduğunu duyumluyordu. Üstten, beklenilenin ötesinde bir ısı ve enerji yükleniyordu, ama sadece bunlar yeterli değildi, yaşamı için. Taşıdığı ve oluşumunu gerçekleştiren elementlerin dışında, aşağıdan gelen nemli ılıklığın, uçucu gazlarm ve artıklann önemli rolü vardı. Zaten canlılığını ilk kez o zaman kavramıştı. İlk kez, başka bir canlıdan zorla blr şeyler istediğinde...
@

Adam, orta yaşın üzerindeydi., Yaşamını sürdürdüğü kentin, gün geçtikçe artan zorlukları, beklenilenin ötesinde omuzlarını çökertmişti, En başka geçim darlığı geliyordu, tabii... Trafik sorunu, çöp sorunu... bacalardan çıkan dumanlar ve kirli hava.

«Bilim adamlarına bakılırsa, bu dünyayı yeniden yaratmak gerekir!» diye düşündü, kendi kendine. «Hani yalan da değil! Nesini yaşamaya çalışıyoruz, anlamıyorum. Yaşamın da bir anlamı olmalı, değil mi?»

Nefesi daralarak bir duvarın dibinde durdu; derin derin öksürdü. Yoğun sis içindeki çöp yığınlarından kötü bir koku yükseliyordu: Gün ortası olmasına rağmen, güneş, uzun yıllardır görünmüyordu. Güneşin rengini unuttuğunu düşündü, adam. Aslında göğün rengini de unutmuştu ya! Grimsi bir sis içinde yaşıyorlardı, tabi yaşamak denirse buna!

Sigara paketini çıkardı, büyük bir özenle sakladığı son sigarasını yaktı. Kent sağlık komisyonu, bir süredir, havayı kirletecek her türlü işlemi sigara içmek dahil, yasaklamıştı, Adam omuzlarını silkti. Üzerlerine çöken bu kirlilikten kurtulmanın tek yolu, son sigarası olmasa gerekti.

«Yakıt kısıtlaması, ya da egzoz dumanıyla savaşmayı anlarım; ama sigara yasağı da neymiş!» diye homurdandı. Bir kez daha omuzlarını silkti.

sis.1.k.jpg

Hava kirlenmesiyle ilgili bu ilginç öykü, TRT-2 "Bilim Kurgu ve Müzik programı"nda, 27 Ocak 1977 Cumartesi günü yayımlanmıştır. Başkent Ankara'nın hava kirliliği ile ilgili yazılanlar çizilenler bir yana; bilginlerin ispatladığı, belirli gazların belirli koşullarda yaşamın temel taşları olan amino asitleri oluşturması da olağan bir durumdur ve dünyamızdaki ilk canlı yaşamın başlangıcı da böyle tanımlanmaktadır.

sis.2.k.jpg

Dumanı ciğerlerine çekti, keyifle üfledi. Yoğun hava içinde, dumanın dağılışı ve gözden yitişi çok hızlı oldu. Sanki hava da, onunla birlikte sigarayı solumuştu. İlginç bir şeyi fark etmiş gibi bir nefes daha çekti, üfledi. Aynı olay, yinelenmişti.

Bu kez, çöplerin üzerinde yoğuşan sis, belli belirsiz bir hareketle, ona doğru yöneldi. Sanki o da, ilginç bir olayla karşılaşmıştı. Adam çevresinin grimsi, yoğun bir duvarla sarıldığını duyumladı. Yoksa Kent Komisyonunun uyanla¬rında bir gerçek payı olabilir miydi?

Sis, dumandan etkilenmiş bir esrarkeş gibi sarıyordu sigaranın çevresini. Adam, korku ile onu elinden fırlatmaya çalıştı. İzmaritin hızla küle dönüşen tütünü, yoğun hava içinde son gördüğü şekildi. Sis, adama dokunuyor, onu yokluyor; telaşlı soluğunun çevresinde yeni ve olağanüstü bir şeyler yakalamaya çalışıyordu, şimdi. Yıllardır süregelen bu sonsuz alışverişin, her ikisi için de böylesine etkileyici olabileceğini kim bilebilirdi? Sis, açlığının doruğunda, yeni oluşmaya başlayan kütle beyninin uyarısıyla ilk kez, adamın kendisi için gerekliliğini duyumladı. Görünmez parmakları, adamın soluğuyla birlikte, kendisine besin sağlayacak kaynağa ulaşıverdi.

Ciğerlerine işleyen zehir adamın yaşamını da birlikte alıverdi.

Sis, tükenmez bir besin kaynağı bulmuştu kentte. Sayısız canlı, bitkileri, hayvanları ve insanlarıyla... bir dünya soluyordu görünmez avuçlarında. Havadan bir şeyler alıyorlar ve bir şeyler veriyorlardı. Sis'in artıklarını kullanıyorlar soluklarıyla onu besliyorlardı. Ölümse eğer bu büyük devinimin sonu, sis için katliam günü gelmişti.

(1979, Sayı:32, Sayfa:12)


selmamine@mynet.com