ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1979 ŞUBAT, SAYI:32
YALNIZLAR GEZEGENİ
SONSUZA AYRILIŞ
KADER
SİS
DENEY
KENDİSİ
YAŞAMA DÖNÜŞ
Bilimkurgu mu Kurgubilim mi?
DÜNYA DIŞI YAŞAM
A.E.van VOGT

SONSUZA AYRILIŞ


sonsuza_ayr_l__.1.jpg

Dışarıda devam eden yönetim savaşının parlayan bombaları, müzeyi gündüz gibi aydınlatıyordu. Müze çok genişti. Bir tarafında sekiz cam tankta sekiz kişi yatıyordu. Bunların dördü erkek, dördü kadındı. Yaşamları asgariye irdirilmiş, yaşam desteğine alınmışlardı. Onların yanı başında bir çok robot sıralanmıştı; İnsanoğlunun yaptığı en ilkel robottan en geliştirilmiş olanına kadar.

Müze görevlileri her gün gelip robotların bakımını yapıyor, insanların da ilaçlı sıvılarını kontrol ediyorlardı, Bir süreden beri yapılmakta olan yönetim ve egemenlik savaşı bu yöreye yaklaşıyordu.

Şartlandırılmış kitleler birbirini imha ediyor, savaş her tarafa yayılıyordu.
@

Savaşın üçüncü günü müzenin yakınma bir bomba düştü. Müthiş gümbürtü ile birlikte camlar kırıldı depolar kısmı çöktü.

Bu sırada çok garip bir şey oldu. Tankların en yakınındaki robot yerinden kıpırdadı. Sesle pozitronik beyin kumanda devresi tetiklenmiş, robot «Uyanmıştı».

Fotosel göz, etrafı taradı tanklardaki insanları gördü, yaklaştı, fotosel gözünü onlara dikti. Baktı baktı, bir süre onların çevresinde dolaştı, sonra aceleyle çıkıp müzenin karşı köşesindeki posta kutusuna benzer kutuyu açtı, karnındaki bir kapağın altından çekip çıkarttığı ucu içeride kaybolan fişi kutudaki prize taktı.

Bir müddet sonra fişi çekti, karnındaki yerine koydu, kutuyu kapattı, acele ile kimseye görünmeden müzeye geldi. Görevliler gelirken, robot eski pozisyonunda durdu, devreleri sustu.

Bakıcılar hiç bir şeyin farkına varmadılar. Görevleri bitince de çıkıp gittiler. Onlar gider gitmez robot yeniden hareketlendi, tanklara koştu. Yatan insanlara baktı, yine koşarak dışarıya gitti, Göreve giden, görevden dönen guruplardan sakına sakına müzeler sırasının fizik bölümüne ulaştı. Gözükmeden içeri girdi, dinlenme saati başlamış olduğu için kimseler yoktu. Karnındaki fişin aracılığıyla kendisini Fizik kompüterine bağladı. Birkaç dakika sonra fişi çekti, yerine koydu, kimseye görünmeden dışarı çıktı.

Sırayla kimya, Biokimya, Zooloji, in¬san Anatomisi ve Humanoloji Müzelerine de aynı şekilde girip, çıktı. Dinlenme saatinin bitimine birkaç dakika kala yerine yetişti. Eski konumuna gelerek durdu, bütün sistemleri susmuştu, Az sonra bakıcılar geldiğinde hiç bir şeyden kuşkulanmadılar.
@

Robot birden dikildi, Küçük anteni etrafı ta¬radı, anten turunu tamamlarken bir noktada durdu, Aynı anda müzenin öbür tarafındaki görevliler çıkıp gitmişlerdi, Robot bir müddet daha etrafı dinlercesine durdu, sonra yerinden indi, çabuk hareketlerle yanındaki bütün robotları programladı. Müzedeki tüm robotlar kendisinden emir alıyorlardı artık. Doğruca karşıdaki büyük dolaba giderek üzeri çeşitli göstergeler, kumanda düğmeleri, şalterlerle dolu kocaman bir makine ve daha küçük sekiz alet çıkardı, küçüklerin her birini bir cam tankın başucuna yerleştirdi, bunları kablolarla büyük alete onu da, kalın bir kablo ile güç kaynağına bağladı.
Şalterleri kapattı,
@

Birkaç saniye hiç bir değişiklik olmadı, sonra tanklardaki sıvılar ışıldamaya başladı. Gözleri kör edecek nitelikte parıltılar tankları sardı, ışıkları gittikçe kuvvetleniyordu.

İnsanoğlu gün gelir makinelerin elinde oyuncak olursa ve örnek olarak müzeye kaldırılırsa, kurtulma ve yaşamım sürdürme şansı, yine onların elindedir.

(1979, Sayı:32, Sayfa:4)

sonsuza_ayr_l__.resim.1.jpg

Bir an tanklarda yatan insanların etraflarını yakmayan, değişik türde bir plâzma sardı. Tanklarda hiç sıvı kalmamıştı. Robotlar tankların etrafına sıralanmış, fotosel gözleriyle onları seyrediyorlardı.

En başta yatan erkek kıpırdadı, gözleri açıldı. Peşinden yanındaki, derken onun yanındaki, hepsinin gözleri açıldı. Tankların içerisinde oturdular. Bir zaman çevrelerine şaşkın gözlerle bakındılar, Etraflarını sarmış, kendilerini donuk fotosel gözlerle seyreden robotları gören bir kadın, canhıraş bir çığlık atıp tanktan atlayarak iki robotun arasından sıyrıldı, kapıya doğru koşmaya başladı.

İlk robot şimşek gibi atıldı, yarı yolda önüne geçerek durdurdu. Kadın ellerini, kendini müdafaa edercesine öne uzatmış, başına geleceği, robotun darbesini bekliyordu. Fakat bu olmadı, Robot insan sesine çok yakın bir sesle ve sevecen bir tavırla konuştu:

-Efendim, durunuz lütfen! Burada emniyettesiniz. Dışarısı tehlike dolu! Hemen öldürürler sizi!

Bu sırada uzaklardan güçlü patlama sesleri gelmeye başlamıştı, Robot konuşmasını sürdür¬dü:
-Ben Robot 20Tim efendim. Bu yanımdakiler de benden önceki kuşakların robotları. İnsanoğlunun yaptığı en son ve en mükemmel robottum. Ben ve yanımdakiler sizler gibi sonu bekleyen birer örnektik...

-Çok eskidenmiş gibi konuşuyorsun 201, dedi, erkeklerden biri, bu sırada hepsi tanklarında inmiş, merakla 201'in çevresini sarmışlardı.
-Evet efendim, çok eskidendi...

Patlama sesleri oldukça yakından tekrar duyulmaya başlamıştı. Robot onlara yalvardı.
-Efendim iş işten geçmeden burayı terk etmeliyiz; yalıtılmış sığınağa yetişmeliyiz. Herkes görevinde, gittiğimizin farkına varamazlar, tam zamanı!

İlk konuşan erkek ihtiyatlı sordu :
-En son anımsadığım şey, dediğin gibi sekiz kişinin gönüllü olarak sonsuza, yani Mahşere ayrıldığı idi; görüyorum uyanmışsınız, nasır oldu bu 201?

-Efendim her şeyi anlatacağım, fakat zamanı değil, hiç zamanımız kalmadı. Ne olur çabuk olunuz. Sözlerime güvenmek zorundasınız, başka seçeneğiniz yok, büyük savaş başlarsa her şey biter!..

Erkeklerden bir diğeri arkadaşlarına döndü.
-Arkadaşlar, başka seçeneğimiz gerçekten olmasa gerek, baksanıza patlamalar gittikçe yaklaşıyor, çabucak karar vermeliyiz, gidecek miyiz, kalacak mıyız?

Kendi aralarında çabucak konuşarak anlaştılar, kararı robota bildirdiler: Takip edeceklerdi onu.
@

(DEVAM)


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com