|
ÖZET (3)
New York Üniversite Kulübünde, sohbet sırasında Binbaşı Young, Kamboçya'da gördüğü yamyam sarmaşığı anlatır. Yeastford Belediye Başkanı, onun benzerini, Yeastford'daki bir çukurda da gördüğünü söyleyince, birlikte incelemek üzere kente dönerler. Bitki, onlara saldırır. Bu sırada, Korucu onları özel araziye izinsiz girmekten tutuklar.
-Bundan haberiniz olması gerekir! diye ekledi Milligan.
-Eğer bana inanmıyorsanız, bacaklarıma bakınız! diye yakındı başkan.
-Her üçünüz de sarhoşsunuz! İşte bir başka suç daha! Sarhoşluk, özel araziye girme, kanunları çiğneme... Bütün bunları bana hatırlatın, Thomas!
* * *
Aynı gece 3 adam Belediye Başkanının toplantı salonunda buluştular. O gün başlarına gelenler hiç de hoşa gidecek şeyler değildi: Başkanın bütün siyasî düşmanları, onun tutuklanmasına sevinmişlerdi. Suç üstü mahkemesi her üçü için para cezasından daha ağır bir ceza verseydi, eski bir asker olan Başkan bu hareketi hazmetmeyecekti. Ayrıca, ayaklan ağrıyordu. Küçük yaralardan, kanına sarmaşığın zehri karışmış olmalıydı. Büyük bir hiddetle sigarasının ucunu ısırdı, şömineye attı:
-Bu bitki çok çabuk gelişiyor. Sabaha kadar bu pis çukuru dolduracağa benzer. Hatta engeli bile aşabilir.
-Burada hiçbir şey yapmadan mı oturacağız? diye sordu White.
-Halk tehlikeden haberdar edilmeli, dedi Milligan. Sarmaşık yola ulaşınca, orda oynayan küçük çocuklar -Çocukların başına ne gelebileceğini biliyorsunuz- Bay Young, siz bu şehrin belediye başkanısınız. İdarenizdekilere karşı sorumlusunuz.
-Size göre ne yapmam gerekir?
-Tartışmayalım, beyler, diye müdahale etti White, yarını bekleyelim! Durumu görmeye gideriz. Sanırım bizi durduramazlar; çünkü kaldırımda dolaşacağız.
Gerçekten de gece boyunca, bitki çukurdan çıktı, tepenin yamaçlarını doldurdu. Sabah sis dağılmıştı. 3 adam iyi bir kahvaltıdan sonra çukura doğru yola koyuldular. Uzaktan manzaranın değiştiğini görebiliyorlardı. Ağaçlar daha büyük ve daha yeşil görünüyordu. Barikatlara yaklaştıklarında, soyulmuş dalları beyaz, benekli yeşil yapraklarla kaplı bir kaç ağaçla beraber, büyük bir yeşil sarmaşık kütlesi bulunuyordu. Bu kütle, onları dehşete düşüren bir görünümde kıvrılıyor, dolanıyor, yükseliyordu.
Durumu tek fark eden onlar değildi. Korucu Thomas, Hiram Jones, çocuklarını kucaklamış birkaç kadın hayret ve şaşkınlıkla manzaraya bakıyorlardı. Çocuklu kadın:
-Tehlikeli! diye Hiram Jones'a bağırdı. Buranın görevlisi sizsiniz, bir şeyler yapmak zorundasınız! Size bitkinin küçük kızımı yakaladığını ve sesini duyduğumda onu çukura doğru çekmekte olduğunu söyledim. Patatesleri temizlediğim için isabet ki elimde bıçağım vardı. Başka türlü yavrumu kurtaramazdım! Bu pis bitkiyi çocuklarımızı öldürmesi için mi büyümeye bırakıyorsunuz?
-Komik! diye mırıldandı Hıram Jones, omuzlarını kaldırarak. Basit bir sarmaşıktan başka bir şey değil bu. Bu batak çukurda, onun hızla gelişmesi için gerekli ortam olmalı. Ondan parçalar koparıp, çiçekseverlere tanesi 10 sentten satmak için gidiyorum. Birçok kişi böyle ucuza bu tip hızla büyüyen bitki bulamaz, kapışacaklardır.
Engeli aştı, yamacı indi. Belediye Başkanının ona durması için bağırmasına rağmen yoluna devam etti. Fakat bu yolculuk kısa sürdü, çünkü sarmaşık onu bir anda sardı ve seyircilerin dehşetle açılan gözleri önünden uzaklaştırdı. Hayvansı acı bir çığlık, bir iki çırpınma... Sonra her şey durdu!
|
|
|
|
|
Sayısız yerden sarmaşık engeli aşmaya başladı. Güney Yeostford'un sakinleri, korkuyla geri çekilmeye başladılar. Kadınlar, çocuklarını kucakladıklar, evlerine kapandılar. Thomas, belediye başkanına yaklaştı:
-Bu ne demektir sayın başkan? Onu yok etmek için yardım aramaya gitmemi ister misiniz?
-Ne lazımsa yap, Thomas!
-Fakat bu sadece bir bitki değil mi?
-Evet, bu bir bitkiden başka bir şey değil! diye dalgınca cevapladı Young. Git, kadınlara evlerinden çıkmamalarını ve çocuklarını sokağa bırakmamalarını söyle. White, Milligan, belediyede olayın gidişatını tartışalım. Burada kalmamız hiçbir işe yaramaz. Öğleden sonra yolu aşar sanırım... Ya onu durdurmanın bir yolunu bulmalı, ya da halkın burayı terk etmesi sağlanmalıyız.
Bir saat kadar sonra kilisenin çanı, bütün erkekleri kent meydanına çağırıyordu. Çan sadece yangınlarda kullanılırdı. Erkekler ne olduğunu anlamak için koşmaya başladılar. Belediye başkanı zaman kaybetmiyordu. Hemen durumu açıkladı:
-Bütün erkekler, balta, bıçak, satırla silahlanarak dövüşe başlamalıdır, Aksi takdirde Güney Yeastford'un sakinleri birkaç gün içinde evlerinde avlanacaklar. Sarmaşık ilerlemeye başladığı anda da burayı terk etmek zorunda kalacaklar. Savaş organizasyonunu belediye meclisine bırakıyorum. Arkadaşlarım ve ben, valiyi görmeye gidiyoruz.
Doğal olarak halk ilk önce inanmadı. Herkes, bir gün önce Belediye Başkanının özel araziye girmek ve caddede sarhoşluktan, para cezasına çarptırıldığını biliyordu. Belki kafası hâlâ yerine gelmemişti. Topluluktaki kişilerin çoğu, güney Yeastford'da neler olduğunu anlamak için çukurun karşısında toplaştılar. Gördükleri hiç de emniyet verici bir şey değildi. Sarmaşık yolu aşmış, bahçe ve çimenliklere dalmıştı. Yolda ilerleyen arabanın şoförü zor kaçıp canını kurtarmıştı. Cesaretli olanlar, durumu kesin kavramadan harekete geçti. Bütün gün çalışıp günün bitmesine az kala yolu temizlemişler ve evlerine huzur içinde dönmüşlerdi.
Ertesi sabah uyananlar, sarmaşığın yolu tekrar aşıp bazı evlerin duvarlarını tırmandığını gördüler. Vilayetin gönderdiği polisler gelmiş, çalışmaları düzenliyorlardı. Habere aç gazeteciler, halkı sorgu yağmuruna tutmaya başladı. Korucu Thomas'a, Hiram Jones'un sarmaşık tarafından yakalandığı zaman attığı acı çığlığı anlatması için gün doğmuştu.
Vali; Binbaşı Young, White ve Milligan'ın Pennsylvania eyaletini tehdit eden tehlikeyi açıklamasmı ilgiyle dinlemiş ve gereken yardımı yapacağına söz vermiş; hatta gerekirse Yeastford'a gelmeyi bile teklif etmişti. Toplantıdan hemen sonra 3 ziyaretçisinden fazla kendi adının geçtiği bir basın toplantısı yapmış; tehlikenin varlığını hisseden, sarmaşığı ortaya çıkaran kişi olarak gazetelere geçivermişti.
5.gün askeri birlikler ve binden fazla milis kuvveti saldırgan sarmaşığa karşı savaşıyordu. Herkes nöbetleşe, metotlu, bir şekilde çalışıyordu. İnatçı bir uğraşı sonunda, yollar açıldı ve sarmaşık, çukura geri sürüldü.
Savaş nispeten kolaylaşmıştı. Her gece sarmaşık büyümeğe tekrar başlıyor, sabahla beraber barikatı aşan dallar akşama kadar kesiliyordu. Karanlık basınca, yollar ve kaldırımlar, bitkisel tehdide açılıyordu. Birkaç yaralan¬ma olmuştu, ama bitkinin büyümesi gözle görülebilir şekilde azalmıştı, Hatta Milligan bile zaferden emin görünüyordu. 2.gün White bitki hakkındaki İncelemelerini yapmak için New York'a gitmişti.
-devam-
|
|
|
|