|
Steve SPIELBERG tarafından yönetilen ve çevrilirken bile büyük yankılar uyandıran «Close Encounters of the Third Kind» (Yakın İlişkiler) filmi, uzaylılarla uzun süredir ilişkilerimiz olduğunu, onlarla belirli bir haberleşme içinde bulunduğumuzu vurgulamakta; kişilerin tepkileri, çevrenin algılaması konu edinilmektedir. Yabancı cisimler görüldüğü zaman, elektrikler sönmekte, ya da çıldırmışçasına yanıp sönmekte, onlara çok yaklaşan kişilerde deri yanıklarına neden olmaktadır.
Ana Devlet Yolu boyunca rota çizen Uçan Nesneler, harita üzerinde yollan saptanarak izlenmekte, onların geliş - gidişlerini seyretmek için, Devlet Yolu'nun iki yanına meraklılar dizilmektedir.
«Rüzgârın anaforunda, Neary, yol boyunca gelen bir şey gördü. Bir şeyden kaçan kuşların telaşlı kanat çırpışlarına dönüştü, sessizlik. Ufukta bir şey... büyüyen bir şey.
Bir grup tavşan, kulaklarını başlarının çizerine yatılarak kenardan kaçıştılar.
-Tekrar geldiler! dedi bir çiftçi.
Neary, caddeyi iyice kollamak için geriye yaslandı. Ciğerlerinden güçlü bir soluk yükseldi. Bu solukla, hava aydınlığa bürünmüştü sanki. Büyük bir şey olduğu anlaşılan yüksek hızda bir cisim, sessizce onlara doğru yaklaştı. Neary, ışığın arkasındaki katı şeklin etkisinde kalmıştı. Sabahın ikisinde, batıdan doğuya anî bir gün doğuşu gibiydi, bu!
Roy Neary, düşünmeden bir koluyla yüzünü örttü; diğerleriyle kadını ve çocuğu korumaya çalıştı. Julian, yüzünün ve boynunun yandığını hissetti.
***
Başının üzerinde, kürenin parlayan kırmızı ve sarı ışıkları, Neary'nin görüş alanına girdi, iki yandaki uzun korkuluktan aydınlattı. Parlak ışıkların biçimi, yerçekimi gibi bir sorun yokmuşçasına, çevredeki korkulukları süpürüyordu.
***
Turuncu ışıklı objeler, kulübelerin ötesinden berisinden yavaşça yükseldiler. Cehennem boşalmıştı sanki. Akülü alarm ışınları kırmızı yanıp sönmeye, sirenler bağırmaya, ziller çalmaya başladı.»
|
|
|
|
|
İnsanlar tarafından asırlarca merak edilen uçan dairelerin bilimkurgu'daki ilk örneklerinden birini geçen sayımızda vermeye çalışmışlık. Çağımız yazarları, bunları ve UFO'ları nasıl işlemektedirler, eserlerinde?
Bu sayfalarımızda örnekleriyle göreceksiniz!
Mavi Kitap projesini sürdüren Astronom J.Ailen Hynek'in de büyük yardımları olan filmin bir bölümü Hindistan'da geçer, Saddhu adlı bir Hindli'nin başkanlığında toplanan on-yirmi bin kişi, gün battıktan sonra, ilkel bir şarkı söylemektedirler.
«Saddhu kollarını kaldırdı ve başka hır notayla indirdi; bu birinciye göre daha tiz bir sesti. Tapınanlar, bunu 2 tonla söylediler, ayrı ayrı ve beraberce.
Saddhu başka bir ses çıkardı... Sonra başka... Sonra bir tane daha... Şimdi Laughlin, bir çok ses arasında, melodinin aslını yitirdiğini hissetti. Altındaki toprağın, notaları, batının kulaklarına garip görünen, melodik olmayan bir yoğunlukta titrettiğini fark ettİ. Dört gece önce yıldızlardan notalarla haberler gelmişti ve bu yüzden Saddhu ve yandaşları her gece bu ayini sürdürüyorlardı.
***
Yıldızlar baslarının üzerinden kaydı. Laughlin çevresinde şarkı söyleyen kişilerin sallantısına dikkat etti. Büyük ayı takımının sonundaki yıldıza baktı. Daha parlamıştı, sönükleşti, tekrar parladı. Mors alfabesinden bir mesaj veriyormuş gibi, belli bir frekansta titreşiyordu. Derken patladı.
***
Kızıl ışığın uzayıp giden sütunu turuncuya dönüştü. Sonra sarı. Açık yeşil. Uzaya gömüldü ve birden gök, aynı beş notayla doldu. Aynı ayarda, insanca olmayan bir şekilde tekrarlandı. Saf. Melodik. Açık. Tapınanlar sessizliğe gömüldüler. Ve tekrar gök, onlarla beraber şarkı söyledi.
DEVAM
|
|
|
|