ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1977, SAYI : 18
GEZEGEN SPEKÜLASYONU
GELECEĞİN YAŞAMI-2 KENTLER-MİMARİ
SATAN'ın DÖNÜŞÜ-4
BK'dan ÖRNEKLER
DOLUNAY BOŞLUĞU
BİLİMKURGU'da KONU:2
Ve...
KARANLIKTAN KARANLIĞA

KARANLIKTAN KARANLIĞA


karanl_k.ba_l_k.jpg

Birden dışarı fırladı. Delicesine, pamuk gibi karlara bata çıka koşmağa başladı. O keskin soğuğa rağmen, gözleri sevinçten parlıyor, ağzından kahkahalar dökülüyordu ve durmaksızın haykırıyordu:
-Öldüreceğim!.. Öldüreceğim!..

Bu ses, havada kar tanelerinin oluşturduğu dar koridorlardan geçip, evlerin duvarlarında çakılıp kalıyordu.

Ciğerleri soğuk hava ile doluyor, boşalıyor ve acıyla haykırıyordu. Bu arada soğuk tüm damarları dolaşıyor, vücudu da kendisine uydurmaya çalışıyordu. Onun da amacı buydu işte. Bu korkunç karar o doğa harikası beyninde yanıp sönen, kuşkulu bir ışık değildi. Evet o, hayatında daima kesin kararlarla yol almıştı ve bu sonuna dek böyle gitmeliydi. Sonuçta Misso-X yok olmalıydı.

Ayaklan irade dışı koşarken, O'nu ölüme sürükleyen beyni yirmi yıl içinde yaşadığını, O'na acı vermek istercesine tekrar yaşatmaya başlamıştı.

Birden arkadaşının o sözü beyninde yankılandı,
-Sen delisin! Yaratacağın seni mahvedecek.

Ama O dinlememişti. Her şeyi hazırlayıp, aralıksız bir uğraşla kopyasını yaratmıştı. Bir insan gibi yiyip içebilen, uyuyan, düşünen, çalışan bir kopyası. Ama bu arada dost gibi değerli bir cevheri kaybetmişti.

Daha sonra "X"e kendi kendini yönetmesini öğretmişti ve günden güne, yarattığı o harika icadı geliştirmişti. Beyin mekanizmasına kızma, gülme gibi duyguları programlamıştı. Her şeye rağmen "X", O'nun kontrolündeydi.

Şimdi o zamanki mutluluğu yüzüne vururken, o sonsuza daha da yaklaşmıştı. Zamanı azalıyordu ve geçmişini gelecek gibi yaşamaya devam ediyordu.

Birden bilgi aktarma makinesinin kırmızı düğmesine basarken gördü kendisini. Bu sahne, gözlerinin önünde devamlı yanıp sönerken aniden tökezlendi ve karların içinde yuvarlandı. Artık kalkacak gücü yoktu. Soğuk ayaklarını ve ellerini zaptetmiş, beyne doğru yavaş yavaş karanlıkla birlikte ilerliyordu.

Bilgi aktarma makinesinin kırmızı düğmesine basışıyla beyninin ağrımaya başladığını hatırlamıştı. Saniyeler yıllar gibi geçmek bilmemişti. Ama sonunda makine susmuş, görevini yerine getirmişti. Tüm düşüncelerini tüm yete¬neklerini «Missio-X»e aşılamıştı. Artık "O", "X"; "X" de "O" olmuştu.

Sonra "X"i çalışmalarına katmış, verimini ölçmüştü. O'nu tüm alanlarda denemiş, gücünü görmüştü. Sonunda yapay bir insan yaratmayı başarmıştı artık.

1977 GENÇLER ve AMATÖRLER ARASI
BİLİMURGU ÖYKÜ YARIŞMASI
MANSİYON

telepati.01k.jpg

İki yıl her şey çok iyi gitmişti. Ama, "X"in beyni daima gelişmişti. Ve bir gün onunla tartışırken:
-Sen bir hiçsin! diye haykırmıştı.

O şaşırmış,
-Niye Ben bir hiç'im? diye sormuştu.
-Çünkü sen bilgi aktarma makinesinde vericiydin, ben ise alıcıyım, yani sen pozitiftin, bense negatif. Şimdi senin beyninden benim beynime bir akım oluştu, beynini sömürüyorum; cevabını alınca daha da şaşırmıştı.

Artık beynini "X" zapt etmişti. Kontrolünden çıkmıştı. Aynı zamanda insanlık da tehlikedeydi! Bu yüzden uğraşıp bir çare bulmuştu. Aralarındaki akım bir devre gibiydi ve bunu O koparacaktı. Bu da onun ölmesiyle olurdu. O ölürse "X"de yok olurdu. "X"in beyninin beslenmeye ihtiyacı vardı.

Ve şimdi karların üstünde son nefesini verirken, X'in yok olacağını düşünerek seviniyordu. Bir kaç saniye sonra hareketsiz kaldı. Ölmüştü.

Birden O'nun ruhsuz bedeninin yanında biri belirdi. Bu X’di. Bakışları bir Sfenksin bakışları kadar soğuk ve cansızdı. Gülümsüyordu. Ağzından dökülen sözler üzüntüyü belirtmiyordu.

-Yanıldın dostum, benim bir iç devrem daha var. Tıpkı tüm insanlarınki gibi... Kendi kendini besliyor. Ama öldüğün iyi oldu. Bir hiçtin, şimdi üstün bir adam olacaksın!

Birden bire geriye doğru kasılarak yere düştü. Sonra yavaşça doğruldu… Yüzünde memnunluk ifadesi kaybolmuştu. Bakışları anlam kazanmıştı. Kendine hayretle baktı ve:
-Allah’ım, bu bir lütuf mu yoksa bir ceza mı? diye söylendi.

Yerden, bir gül gibi solmuş olan eski bedenini aldı ve karanlıktan karanlığa doğru kararsızca yürüyüp gitti...