|
Cape Kennedy uzay araştırma merkezinde uzun müddetten beri çalışmalar hızlanmıştı. Ay'a gitmek için hazırlıklar son şeklini almış, astronotlar seçilmiş, hareket günü ve saati kararlaştırılmıştı.
Öteden beri, uzay gemilerinin bulunduğu alana hiç bir yabancı ve görevi olmayan giremezdi. Bütün görevliler birbirlerini tanırlar ve şüphe etmezlerdi yekdiğerlerinden. Ve yıllar yılı, uzay araştırma merkezlerinde hizmet etmiş kişilerdi.
Fakat, bunca titiz ve dikkatli personelin, çalışmalarının sonucunda, başarısızlıklar oluyordu, bazen. Acaba bu başarısızlıkların ve kazaların bir bilinmeyen nedeni mi vardı?.. Bâzı uzmanların düşüncelerinde, bu esrarengiz sorular beliriyordu...
İşte böyle, hareketli ve düşündürücü bir günde, bütün personelin sevdiği ve saydığı şef Gary Black, merkezdeki kullanılmıyan odalardan birinde, esrarlı bir telefon konuşması yapıyordu. Ve bu, her zaman görevi dolayısı ile konuştuğu, telefon ahizesi de değildi. Telsiz telefonun alıcı-verici cihazı, gayet küçük olarak, gözlüğünün sapına bağlanmıştı. Bulunduğu odanın her ihtimale karşı kapısının tokmağına dikkatle bakarak konuşuyordu, heyecanla:
-Dikkat, dikkat... Ben, Merihli X-I; Ben, Merihli X-I!.. Evet, her şey tamam. Başarısızlık, bir kaza biçiminde olacaktır. Ölenler yüzünden, Büyük Başkanımız, bizi cezalandıracaktır, belki, Ama, ne yapabiliriz?.. Ay'a gitmelerine engel olabilmek için Apollo kapsülünde, yangın çıkartmamız gerekiyor. Hem, Büyük Başkan Dünyada, bir günde, trafik kazasından binlerce insan öldüğünü bilmiyor mu? Bu uçuşun sonucu da bir trafik kazası sayılır... Kısacası, Merih'e vardığın zaman, Büyük Başkana, bu olacakları anlatıp, inandırmalısın, Jack Perrin!..
Telsiz telefondan gelen Jack Perrin'in sesi, kendine güvenir bir tonda idi:
-Endişe etme, Gary Black! Tek amacımız, Dünya insanlarının Merih'e ve diğer gezegenlere gidebilmelerini önlemek olacaktır. Biliyorsun, iki numaralı örgütümüz de Rusya'nın uzay araştırma merkezlerinde görevlidir. Bu Dünya'nın insanları, Merihlileri bir parazit ve bir canavar olarak düşünüyorlar. Merihlilere ait öykülerini, romanlarını okudum ve tetkik ettim. Hayâllerinin bu derece geniş olmasından dolayı takdir ettim, doğrusu; ama bizim, parazit ve canavar biçiminde yaratıklar olmamızı düşünmelerine, kahkahalarla güldüm. Yıllarca evvel, uçan dairelerle Dünya'ya geldiğimizi biliyorlar; fakat yeni keşiflerimizden haberleri yok. Halen, görünmeyen ve duyulmayan uçan dairelerle Dünya'ya ve diğer gezegenlere gidip-geldiğimizi bilmiyorlar...
Posta ile göndereceğin raporu, Büyük Başkana sunacağım, yalnız, raporda, astronotların sicillerini belirtmelisin. Biliyorsun, Büyük Başkan, en küçük problemlerin üstünde durur. Raporu alır almaz, Merih'e hareket edeceğim. Oradaki Merihli arkadaşlarımıza sevgilerimi söyle Gary Black! Ve Allahaısmarladık!..
@
Telsiz telefondaki ses kesilince, Gary Black, hafifçe gözlüklerini düzeltti. Sonra, raporunu hazırlamak üzere, çalışma odasına geçti, düşünerek.
Raporunda, Apollo kapsülünde, çıkartacakları yangını anlattıktan sonra, 27 Ocak 1967 tarihinde ölmesi gereken üç astronotun, kısaca, biyografilerini yazdı:
«Birinci astronot Virgil Grissom, uzaya çıkan ilk Amerikalı Hava Yarbayı, ikinci astronot Edward White ise, boşlukta yürüyen ilk Amerikalı Hava Yarbayı James A. Mac Divt ile beraber, uzayda, dört gün kaldı. Üçüncü astronot Roger B. Chaffe, Deniz Binbaşısı. Uzaya, ilk kez çıkmış olacaktı.»
Raporunu tamamladıktan sonra, aynı dairede çalışan arkadaşı Bob Powers'e gitti, Gary Black. Yazdıklarını gizlice verdi.
|
|
|
|
|
Bob Powers:
-Her şey yolunda, Gary Black!. dedi.
Raporu, bir zarfa koyarak postaya vermek üzere daireden ayrıldı.
Ertesi gün, Michigan'da villasının bahçesinde oturarak düşüncelere dalan Jack Perrin'i postacı gülerek uyardı.
Jack Perrin el salladı.
-Tom, gel bir çayımızı iç!.
Tom, masanın önüne geldikten sonra, çantasından mektubu çıkarttı, uzattı:
-Mr. Jack, size, Cape Kennedy'den. bir expres mektup... Önemli bir şey olacak, herhalde... Pek çok işim var, boş bir zamanımda, çayınızı içeceğim, inşallah... Allahaısmarladık.
-Güle, güle Tom. Çaya beklerim, kesinkes!..
Jack Perrin, postacı gittikten sonra, Merih'e hareket etmek üzere, hava alanına hareket etti. Görünmeyen uçan daire, uçakların inip kalkmadığı bir bölümde bulunuyordu.
Cape Kennedy'de, 27 Ocak 1967 tarihinde, tertiplenen biçimde, Apollo kapsülünde çıkan yangında, üç astronot öldü. Bütün uluslar, bu, ölen üç astronotu, kahraman olarak yorumladılar, basınlarında. Gazeteler ve ünlü yazarlar, onlarla ilgili yazılar yazdılar. Başkanlar, Amerika Başkanına üzüntülerini belirttiler, mesajlarıyla.
Merih'te ise, Büyük Başkanlık Sarayında görüşmeler yapılıyordu. Diğer gezegenlerden gelen delegelerin hemen, hemen hepsi, Dünya insanlarının Ay'a Merih'e ve diğer gezegenlere gidebilmelerinin aleyhinde idiler. Son konuşmayı, Büyük Başkan yaptı:
-Arkadaşlar, biz ve diğer gezegenlerde bulunan komşularımız huzur içinde yaşıyoruz ve barış yolundayız. Eğer, Dünya insanları, buralara gelecek olurlarsa, huzurumuz bozulacaktır, hatta bu savaş başlayacaktır, belki de... Biz Merihliler ve komşularımız, Dünya insanlarından daha medeni ve daha ileriyiz.
Kısacası, gerçek medeniyetin içersinde bulunuyoruz. Bu yüzden öldürmenin aleyhindeyim. Dünya insanları, Ay'a çıkabilseler bile, Merih'e ve diğer gezegenlere gelemiyecekleri kanısındayım. Çünkü, Dünya'da fen ve ilim ilerleyememiştir.
İnsanlar birbirlerini sevmediklerinden medeniyet sınırlı olacaktır; en geri kalmış gezegen olarak onları yaşadıkça kontrol edeceğiz. Gezegenlerimize gelmeleri, öldürülmeden önlenecektir. Bir gün, buralara ulaşmayı başarırlarsa, onlardan önce hareket ederek, Dünya'yı idaremiz altına alacağız. Orada başka devletlere ezilen insanları da mutluluğa kavuşacaklardır. Kısacası, Dünya insanlarının kötü ihtiraslarını, gezegenlerimize sokmayacağız, kesinkes!
(1977, Sayı:15, Sayfa:16)
|
|
|
|