ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1977, SAYI:14
NADİR ÇOCUK
UNA-3
AY'IN SIRLARI-2
PİRİ REİS HARİTALARI:2
BİLİMKURGU SANATI
LOCH NESS CANAVARI
TELEPATİ-TELEKİNEZİ:1
BK'dan ÖRNEKLER

AY'IN SIRLARI-2


ay_ns_rlar_.ba_l_k.jpg

-Ay, dünyadaki kıtalarda yaygın halde bulunan granit bloklardan yoksundur. Yine de, okyanus ve nehirlere sahip olmadığından, suya ait çökelekler bulunmamıştır. Örnekleri aldığımız bölgeler, 4 çeşit Ay maddesini ihtiva eder. Birincisi, denizlerdeki bazaltlar, dünya üzerinde yaygın görünen volkanik kayalara çok benzerler.İkincisi, feldispatlı kayaların anortosit denilen bir tipi, yüksek yerlerde bulunmuştur. Üçüncüsü, enigmatik kaya tipi (potasyum, serbest dünya elemanları ve fosfor), radyoaktif elemanlara göre yüksektir; başlıca Imbrium Denizi ve Prosellarum Okyanusu çevresinde bulunmuşlardır, fakat dünyada yoktur. Son olarak, Apollo-16 tarafından Dekart Bölgesi'nde bulunmuşlardır, fakat dünyada çok yüksek miktarda alüminyuma rastlanmıştır.

Apollo-17'nin jeolojist astronotu Jack Schmitt, oldukça eski ve bilinmeyen anortositlere rastlandığını söylemiştir. Bu, özel ilgiyi gerektiren bir durumdur; çünkü dünyanın Adinondak gibi anortositleri, titanyum depolamışlardır...

Bütün bu buluşlar, gerçekte, Ayı keşfetmek için önemli adımlardır. Hatta bazı bilginlere göre, bu vesileyle, kendi dünyamız konusunda da yeni yeni bilgiler edinecek ve teoriler geliştirebileceğiz.

AY'da GERÇEKTEN BÜYÜK ISI FARKLARI VAR MIDIR?

Apollo deneylerinden önce, bilginlere bu konuda birçok sorular yöneltilmişti. Ay soğuk mu, sıcak mıydı? Ay'ın soğuk bir gezegen olduğu fikri, sayısız taraftar bulmuştu. Fakat bugün, Dr. David Strangway ve arkadaşları, bunun aksini savunmaktadırlar. O zaman, aklımıza başka bir soru geliyor: Ay ne kadar sıcaktır? Ne zamanlarda ve ne kadar süreyle bu sıcaklığı aynı derecede devam ettirir?

Bazı bilginler, Ayın kısa bir süre için sıcak kaldığında hem fikirdirler. Bir keresinde ergiyen Ay kayaları astronotlarca gözlenmiştir. Aslında yüzey, bu konuda bir ipucu vermez, ayrıca aktif bir volkan da bulunmamıştır.

Ay ekvatorundaki yüzey ısısı, Apollo aygıtlarının saptadığına göre, güneşin durumuna göre müthiş değişimlere uğrar. Ay gecesi boyunca 110 derece, en düşük ısıdır; şafak vakti bu, 140 dereceye kadar yükselir.

Apollo ısı ölçerleri, 2.60 m derindeki ısı farklarını duyamamaktadır, fakat 1 m. civarında ısı fakları belirmeye başlar. Derine doğru, içerden gelen sıcaklık dolayısıyla ısı yükselir. Dr. Marcus G, Lcngsath Jr., ısı deneyleri üzerinde durmuş ve dünyaya göre 2 misli hacimli her ünitede ısı miktarının nadiren yükseldiğini ölçmüştür. Bu, ergime durumunun, Ayın bazı yerlerinde vuku bulduğunu göstermektedir.

Çok nadir olarak, sismometreler, yer sarsıntılarıyla Ay’ın derinliklerinden ısı geldiğini göstermiştir. Depremler ve meteoritlerin çarpması sonucu Ay içinden geçen titreşimler ve sismik dalgalar ölçülerek, Ay'ın içi hakkında bir diyagram hazırlanmıştır.

Sismografların keskin çizgileri, 56 km civarındaki derinliklerde sismik dalgaların ani değiştiklerini göstermektedir, bilhassa bu güneydoğu Procellarum Bölgesi'nde saptanmıştır. Bu tip değişimler, kayalara değişik kompozisyonlar vermekte, sismik dalgalar daha da uzaklara gidebilmektedir. Apollo'nun baş sismolojisti Dr. Gary Latham, bu tür sarsıntıların Ay kabuğunu biçimlendirmeye neden olduğunu söyle¬miştir.

55 km.nin ötesinde, sismik dalgaların daha inanılmaz hızlarla yol aldıkları ve daha derin Ay sarsıntıları oluşturdukları görülmüştür. Dr. Latham, en fazla sarsıntının (yılda 3000 ka¬dar), 800-1000 km. derindeki 2. kuşaktan gelmekte olduğunu söyleyerek, bu derinlikte Ayın yeterince homojen bir kitleye sahip olduğunu iddia etmiştir.

Bu homojen madde nedir? Ay'ın derinliklerinde ne vardır? Bir çekirdeği, sözgelimi demirden bir özü var mıdır? Dünya gibi erimiş maddeleri mi içerir? Bu sorular, devamlı yorum getiren birer kaynak gibiydi.

17 Haziran 1972 tarihinde Ay'ın bir köşesinde saptanan olaya dek, sorular soruları izliyordu. Derken, bir tondan daha ağır olduğu tahmin edilen bir meteorit, Ay yüzeyine çarpıverdi...


AY'ın SIRLARI-1'e GİT-->

Uydumuz Ay, binlerce yıldan beri bilginlerin olsun, sanatçıların olsun daima ilgisini çekmiş, bu konuda çok şey yapılıp çizilmiştir. Ancak yüzyılımızın 2. yarısından beri üzerinde derinlemesine çalışmalar yapılmış, gönderilen araçlara örnekler toplanmıştır. Yapısı, hangi maddelerden oluştuğu, iç ısısı ve daha birçok soru, yeni yeni cevaplar bulmaktadır.

ay_ns_rlar_.k1.jpg

Titreşimler, Ay içinden geçti ve öbür yanda bulunan Apollo aygıtının bıraktığı sismografa vardı. Teyplerden biri, bilinen dalgaları içerde bir şeyin emmesi sonucu kaydedemedi. Sismik dalgalar, katı maddelerden geçerler, fakat sıvı maddelerden geçemezler. Bu olay, dalgaların sıvı bir maddeye takılıp kaldığını göstermiş oluyordu. Dr. Latham, bu sıvının 750-1000 km kalınlıkta olabileceğini söyledi. Böylece ergimiş kayaların en azından 1400 derece olabileceği hesaplandı.

Dünyanın üçte birinin demir oluşu ve bu metalin büyük kısmının çekirdekte ergimiş halde bulunduğunun saptanışından beri, sorular doğal olarak Ay çekirdeğinin de ergimiş demir olabileceği fikri üzerinde toplanmıştı. Eğer Ay’ın doğal yapısında demir varidiyse ve uydumuz, sanıldığı kadar sıcak idiyse, maden tahminen içe doğru batmıştı.

Eğer Ay'ın çekirdeği demirden oluşmuşsa, ortaya bir manyetik alan problemi çıkmaktadır. Bugün Ayda herhangi bir yaygın manyetik alan yoktur. Yıllar önce manyetize olan elimizdeki deliller, halen Ay'da zayıf bir manyetik alan bulunduğunu göstermektedir. Bu açıklama, demirce zengin bir akışkan çekirdeğin olabileceğini ortaya koymaktadır ki, bu durum, Ay tarihinde önemli bir dağıtıcı rolü oynamış ve yaygınlaşan bir manyetik alan yaratmıştır.

Çekirdekteki demir, tartışmalara nedendir. Genellikle Ay'ın (dünyaya göre 3/5 oranındaki) düşük yoğunluğu, büyük bir yoğun çekirdeğe izin veremeyeceği fikrini ortaya koymaktadır. Fakat belki çekirdek küçüktür ve demirin yüzdesi çok düşüktür. Bazı mütehassıslar, Ay'ın eritebileceğinden daha fazla (ortalama 160 derece'de, bu derinlik ve basınçta) böyle yüksek bir ısıyı, ergimiş bir demir çekirdek içinde koruyabileceğini tartışmaktadırlar. Fakat Dr. Bret gibi diğer bilginler, bu demirin ortalama 1000 derece gibi bir ergime ısısına düşürebilecek sülfürle karışık olduğunu iddia etmektedirler.

Özet olarak, Ay'ın derinliklerinin sıcak olduğu konusu tartışma götürür bir durumdur. Yakın bir geçmişte, yüzeye çok yakın bir sıcaklığı bulunmalıydı. Denizlerdeki Serenitatis, (Rüzgârlar), Tranquilitalis (Sessizlik) ve Imbrium (Yağmurlar) gibi ergimiş lav havzaları, uzun yıllar önce büyük volkan patlamalarını simgelemektedir. Bilginlere göre, bu tür akıntılar 480-500 km kadar derinlikten, merkezden gelen baskılar dolayısıyla katı tabakaların zayıf çatlakların arasından, kolayca yüzeye çıkmışlardır.

Bilginler, Ay'ın sıcak çekirdeğinin, üst tabakalarda soğumuş olduğunu savunurlar. Umulan gaz püskürmeleri, muntazam volkanların bulunduğuna dair eldeki tek ipucudur. Apollo aracının halen yörüngedeki aygıtları, radyoaktif bir gaz olan Radon'u saptamışlardır, ki bu tahminen Aristarchus ve Grimaldi kraterlerinin civarından püskürmektedir. Bu tür gazlar, bazen Ay üzerinde görülen parlak ışıklı noktalar halinde uzayıp gitmektedirler.

1500 yıllarına dönersek, gözlemcilerin bu tür kısa püskürmeleri, bazen renkli olarak saptadıklarını, raporlarından görmekteyiz. Tam 14 yıl önce Lowell Gözlemevi'nce, Aristarchus krateri yanında üç kırmızımsı leke görüldü ve bir saatten fazla bir süre, şeklini değiştirmedi.

Bu olağanüstü olayın dünya üzerinde büyük etkisi görülen gel-git olaylarıyla çok yakından ilişkisi bulunduğu görülmektedir. Öte yandan bu güçler tarafından oluşturulan bükülmelerin, Dr. Latham'ın sarsıntıların da ana kaynağı olduğu fikri yaygındır.

Önümüzdeki Sayı:
*AY NEREDEN GELDİ? AY'ın GARİP AĞIRLIK MERRKEZİ


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com