|
BK nedir? Neyi amaçlar? Nasıl ortaya çıkmış ve gelişmiştir? Türkiye'de BK ne zaman ortaya çıkmıştır? Halen ne durumdadır?
(4)
Son devrin ikinci büyük ismi, 1937'de yayınlanmaya başladığı "Astounding Science Fiction" ile John CAMPELL'dır. Bütün yeniliklere açıktır CAMPELL ve tam bir profesyonel olarak belli kurallara sıkışıp kalmayı kabul edememiştir. Bu dergi 1940 yıllarında barışçı İnsanlık fikirlerine sahip bir yazarlar sınıfı oluşturmuştur. Ama atom bombası, bu sınıfı yıkmıştır. Şubat 1944'te federal polis, dergi idarehanesini basmış ve görevlileri tutuklamıştır. Sebep, henüz kimseye açıklanmamış olan atom bombasının varlığını dünyaya açıklamaktır. Ama soruşturmalar, ne yayımcının ne CAMPELL'in, ne yazar Cleve CURTMILL'in ne de hazırlayıcı Paul ORHUN'un atom bombasının varlığından haberleri olmadığını göstermiş tir. Atom bombası, bu kez yazarları insanlığın sonu ile ilgili eserler vermeye itmiştir. Yine bu yıllarda, Amerika'da bilimkurgu dergilerinin sayısı artmıştır.
1950-57 yıllarının gözde dergisi Galaxy'dir. Dergi Horace L. GOLD tarafından yönetilmektedir ve tam anlamıyla edebiyatçı bir dergidir. Mc. CARTY'cilerin baskısından kaçan yazarlar, yine bu sebepten dergilerin etrafında kümeleşmeye başladılar. Ama 1958-65 döneminde, dergilerin sayısında gözle görülür bir azalma oldu.
Bugünün yazarları, gelecek bilimkurgusundan çok, bugünün kritiğine dönmüşlerdir. Konu, Amerika ve İngiltere'deki üniversitelerde büyük yaygınlaşma içindedir ve konuyu tez olarak alanlar, her gün artmaktadır. Yayınevleri, bu tezleri kitap olarak yayımlama cabası içindedirler. Yüzlerce kulüp kurulmaktadır dünyanın dört köşesinde. Bilimkurguyla ilgili bir anket, en çok 20-30 yaş erkeklerinin konuyla ilgilendiklerini göstermektedir. Kadınlar ise ancak % 10 civarında kalmaktadır.
TÜRKİYE'DE BK
Ülkemize bilimkurgu'nun ne zaman geldiğini belirlemek çok zordur. Ama gelişinin çeviri eserler şeklinde olduğu bilinmektedir. Zaten bugün bile genellikle çeviri ile yetinilmektedir.
İlk BK eserlerinin Jules VERNE ile başladığı görülmektedir. Türkiye'de. Jules VERNE'den ilk çeviri 1885 yılında «80 Günde Devr-i Âlem» olmuş ve Ümran Dergisi'nde yayınlanmıştır. Çeviriyi yapan Servet-i Fünûn Dergisi yöneticilerinden Ahmet İhsan Bey'dir. Bu kitabın bir BK eseri olmamasına rağmen, ilk çeviri olarak seçilmesi, yazarının bir BK'cu olmasından ileri gelmektedir. Ardından, Jules VERNE'in diğer eserleri de dili¬mize çevrilmeye başlanmıştır. Ne yazık ki, BK'ya giren birçok eseri bugüne kadar dilimize çev¬rilmemiştir. Bunlar arasında Hector Servadac, Robur le Conquerant, Maitré de Monde, La Chasse aux Meteores'u sayabiliriz. Belki Fransızların etkisiyle olacak, çeviriler, çocuk romanı dizilerinde yer almıştır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında BK'nun en büyük yazarlarından H. G. WELLS'in eserleri dilimize çevrilmeye başlanmıştır.
1930-35 yıllarında Avrupa ve Amerika'da parlak bir devir yaşayan BK'nun ülkemize bir hareket getirmediği saptanmıştır. 1940 yılından itibaren, çoğu Jules VERNE ve H. G. WELLS'e ait olmak üzere, çevirilerde bir artış olduğu görülmektedir. Bunların yanında Pierre BENOIT'in Atlantid'i, Jean de la HIRE'in "Suda Yaşayan Adam"ı gibi eserleri de kaydetmek gerekir.
Bu yıllar, aynı zamanda Türk bilimkurgusunun da doğuşuna tanık olmuştur, ilk eser, Dr. Vedat BİLGİN adlı bir yazarımızın Merih'e yaptığı düşsel bir yolculuğu anlatan "Rüya mı Haklkat mı?" adlı kitabıdır. Orada Merihli bir profesörle yaptığı konuşmaları anlatmaktadır. Ayrıca gelecekte dünyanın alacağı şekil, diğer gezegenlerde hayat, gezegenler arası yolculuk, en küçük madde, barışçıl insanlık fikirleri işlenmektedir. Yazar, bir gün güneşin soğuyacağı ve üzerinde çok ileri bir hayatın başlayacağını da ileri sürmektedir.
İkinci kitap, Niyazi Ahmet BANOĞLU adlı bir yazarın, 1971 de tekrar basılan "Gizli Kuvvet" adlı esendir. Bu eserde zengin bir Türkün, çevresine topladığı bilim adamları ile birlikte, gizli fakat ileri bir uygarlık oluşturuşu anlatılmaktadır. Fakat bu uygarlık, tam dünyaya açıklandığı sırada çıkan bir olay sonucu tamamen ortadan yok olur.
Üçüncü eser, "Ak Ülke" adlı bir çocuk romanıdır. Konu, kısaca şöyledir: Eğridir gölünü sandalla gezmeye çıkmış birkaç çocuk, aniden çıkan bir fırtına sonucu, ufak bir adaya sığınırlar. Ortaya çıkan yaşlı bir adam, onları yeraltına indirir. Burada çok ileri bir uygarlık vardır. Çocuklar, bu uygarlığı gezerler. Buranın başlıca özelliği, güneş ışınlarını yansıtıcı bir araçla, yeraltına aktarılması ve depolanması, aydınlatmanın böyle sağlanmasıdır. Ayrıca her türlü gereksinmelerini halleden tam otomatik fabrikalar, mikroplardan arındırılmış çok uzun ömür ve elektronik aletlerle eğitim yapan bir toplum vardır. Jules VERNE'in eserlerinde yapılan hata, burada da devam ettirilmiş, yazar bu eseri de çocuk romanı olarak yayınlatmıştır... Konunun çocukça bulunması, ya da bilimkurgunun çocuklara seslendiğinin kabulü, yayımcıları bu yöne itmiş olabilir.
1950-53'lere kadar, durgun bir devre görülmektedir. Bu yıllarda, BK yeniden önem kazanmıştır. Çağlayan Yayınevi, 10 kitaplık bir dizi hazırlamış ve yayına geçmiştir. Bu dizide, Von VOGT'un "The Voyage of the Space Beagle" gibi güzel eserleri de vardır ki bu eser, "Feza Canavarları" Türkçe adıyla yayımlanmıştır. Yine bu dizide, Isaac ASIMOV ve Robert HEINLEIN'ın de kitapları vardır, fakat yazarların hiçbirinin 'adı' kitaplarda geçmemektedir.
|
|
BK'nun TARİHÇESİ-1
BK'nun TARİHÇESİ-2
BK'nun TARİHÇESİ-3
|
|
|
Tekrar bir durgunluk dönemi başlar, 1960'lara kadar. Avrupa'dan gelen BK filmleri, ortalığı biraz hareketlendirmiştir Türkiye'de de. Bu tür film denemeleri olmuştur. Masraflı, teknik olanakları olan, film hileleri bulunan ve usta maketleri yapılan BK filmleri değildir bunlar. Az parayla çekilmiş, uyduruk sahneli ve saçma konulu eserlerdir. Halk tarafından tutulsun diye, konular genellikle, seks ve komedi türünden seçilmiştir. H.G. WELLS'in "Görünmeyen Adam" romanından esinlenerek hazırlanan "Görünmeyen Adam İstanbul'da" (1965), "Talihsiz Görünmeyen Adam", uçardairelerden yararlanarak hazırlanan "Uçandaireler İstanbul'da", ayrıca bir bankanın çevirttiği "Aydede'ye Gidelim" ve "Baytekin", sayabileceklerimizdendir.
1960-70 yıllan arasında yayınevleri, tekrar bir sessizliğe büründüler, "Ölümsüzler Ülkesi Altar" gibi bir-iki güzel kitap yayınlandı, fakat fazla isim yapamadılar. Özellikle 1965-70 yılları arasında ucuza çekilmiş, hiç bir yorum getirmeyen, ticari amaçla çevrilmiş Türk filmleri görülmektedir. Bunları izleyenler, BK'yu seveceklerine daha da uzaklaşmışlardır, çünkü saçma ve uydurma bir konu olarak seyircinin önüne çıkmış ve konuyu ters tanıtmışlardır.
1970 yılından itibaren, BK yeniden parlamaya başlamıştır. Aralarında Ray BRADBURY'nin "Fahrenhait 451", ASIMOV'un "Çelik Mağaralar", Pierre BOULLE'un "Maymunlar Gezegeni" gibi iyi BK eserlerinin bulunduğu 76 kitaplık bir dizi Okat Yayınlarınca yayıma girmiştir. Çeviri dizî olarak başarısız olan eserler, sahibini de iflasa sürükleyerek 16.kitapta sonlanmıştır. Aynı acı son, bir Türk BK'su yaratmaya çalışan Metin ATAK'ın yayınevine de gelmiş, 3 kitaptan sonra ATAK, yayını kesmiştir.
Metin ATAK'ın birbirini izleyen 2 romanında, Çağlayan Dizisi'nin etkisi görülmektedir. Bu etkiyi, 3. yayınladığı "Merih'ten Saldıranlar" adlı Robert HEINLEIN'ın eserine yeni bir düzenleme getirerek "Merih'te Panik" adıyla yayınlamasında da görüyoruz. İlk iki eserde, kurulması düşünülen bir Türk BK ekolü görülmektedir. Avantüre kayan, belirli bir mesajı olmayan eserlerdir, yine de hiçbir zaman bitmeyecek savaşlar, ileri ve canlılık dolu bir evren, geri kalmış olmasına rağmen zekâsıyla hepsini halleden bir insanlık gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.
1973 yılı, BK'nun patlama noktasına ulaşmıştır, Türkiye'de. En büyük etken, yeni yayına gecen TV'de dizi halinde ekranlara gelen "Uzay Yolu" (Star Trek) dizisidir. Birden halkın sevdiği bir program haline gelir. İnsanlar arasında kardeşliği ve birliği sağlama amacı güden dizi, Amerikalıların liderliğinin de bol bol reklamını yapıyordu. Kötüler doğulu tipinde canlandırılmıştı (Baytekin dizisindeki Ming ve askerleri gibi), iyiler ise batılılardı...
Ülkemizde BK'nun yayılmasına neden olan Däniken'in "Tanrıların Arabaları" adlı eseriydi. Türkiye'de ulaşılması güç bir satış rekoru kırdı ve kişilerin aslında bu tür konulara büyük merak duyduklarını ortaya koydu. "Uzay Yolu" dizisi ve bu kitap, yayınevlerinin birdenbire bu konuya yönelmelerine neden oldu. Bu yüzden BK ve Fantastik Gerçekçilik üzerine bir yığın kitap hazırlandı veya çevrildi.
Bu yıllarda en güzel BK filmleri ülkemizde gösterildi. Arthur C. CLARK'ın eserinden uyarlanan 2001 Uzay Yolu Macerası, Pierre BOULLE'un romanından çevrilen "Maymunlar Cehennemi", hava kirlenmesini konu alan "Uzayda Kaybolanlar" ilginç olanlarıydı.
Bu arada 1973 yılında, bir kitap yayınlandı, Milliyet Çocuk Kitapları dizisinde. Bu kitap, bir yazarımızın, açıkça BK'ya geçişini bildiriyordu. Bu yazarı yakından tanıyorsunuz, halen romanını dergimizde ilgiyle izlediğiniz Selma Mine. Eserin adı "Uzay Yolu" idi, ama TV'de yayınlanan dizi ile herhangi bir ilgisi yoktu. Konu, 2 Türk çocuğunun, güneş sistemimiz dışına, uzaylı bilginler tarafından kaçırılmaları ve değişik evrenlerde, heyecanlı serüvenler yaşamalarını anlatıyordu.
1974'de Sezar Erkin Ergin adlı arkadaşımız, "Antares" adlı amatör bir dergi çıkarmaya başladı. Dergide tamamen yerli isimlere yer veriliyordu ve salt BK eserleri yayınlanıyordu. Bir fan kulüp kurulmuştu, ne yazık ki reklam olanaklarının olmayışı ve mali zorluklar, hem derginin hem de kulübün çalışmalarını noktaladı 1975'de.
Selma Mine arkadaşımız, S. Erkin ERGİN'in kaldığı yerden 1976'da bu konuya devam etmeye başladı ve X-BİLİNMEYEN BK Dergisi, böylece doğdu. Selma Mine, salt BK'ya saplanıp kalmadı ve konuları arasında fantastik gerçekçilik, ufoloji ve bilimsel uzay araştırmalarına da yer verdi.
Bu arada TV'da "Uzay 1999" ve "Tatlı-Sert" dizileri başlamıştı; ilki biraz soğuk ve ağır bulundu ama ikincisi avantür konulara yer vermesi bakımından pek beğeniliyordu. "Uzay Meleği" adlı bir çocuk dizisi ve "6 Milyonluk Adam", halen beyaz camı süslemeye devam ediyor. Dergimizin TV-Radyo-Sinema köşesinde izlediğiniz programlar, 1976-77 yılları arasında, konuların yoğunlaşmaya başladığını bizlere göstermektedir. Ayrıca 1977 başında dergimizin himayesinde X-BİLİNMEYEN BK Fan Kulübü, çalışmalarına başladı.
Son olarak 1977 başında Selma Mine'nin "Uzay Yolu" çocuk romanının devamı olan "Renkli Ülkeler" adlı kitabı yayınlandı. 2 Türk kardeşin, uzayın derinliklerinde başka maceraları konu ediliyor ve öğretici bilgiler veriliyordu. Bu arada BK ve fantastik gerçekçilik konularında yayınlanan çeviri sayısında da bir artma görüldü.
TÜRKİYE'de BİLİMKURGU
BİLİM mi KURMACA mı?
|
|
|
|