ba_l_k_yaz_s_.derg_.5.jpg

1977, SAYI:13
KEŞİF
BİN YILLIK BAĞ
UNA-2
AY'ın SIRLARI-1
BK'nun TARİHÇESİ-4
KAPTAN KIRK KONUŞUYOR
İNGİLTERE'de BK AKIMI
BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ
PİRİ REİS HARİTALARI-1

KEŞİF


ke_if-.ba_l_k.jpg

Ay yüzeyinde iki saatten fazladır dolaşıyordu. Boşluk yalnızlığına, evrenin kökenine kendisim bu denli yakın hissetmenin rahatsızlığına alışmıştı. Dinlenmek için durdu. Daha bir günlük oksijen vardı, sırtındaki tüpte.

Bir kayanın gölgesine oturdu. Güneş ışınları çok rahatsız ediciydi. Gerçi gözlükleri filtreliydi, ama yeterli değildi. Başını gökyüzüne kaldırdı. Tanıdığı takımyıldızların hepsi yerli yerindeydi, ama çok parlaktı. Gezegenler de irileşmiş görünüyorlardı. Tekdüze olmasa, buradaki yaşamı sevebilirdi.

Araştırmaya devam etmek için kalkacakken, ay tozlarının arasında bir taş parçası dikkatini çekti. Önüne çömelip çıkarmak istedi, beceremedi. Belindeki küçük çapayla taşın etrafını kazdı. Tahmininden daha iriydi. Taşın büyüklüğü, şeffaf oluşu kendisini hayrete düşürmüştü.

«Toprağın derinliklerinden çıkmış olsa, şüpheye yer yok!» dedi kendi kendine. «Ama taş yüzeyde... Yoksa ay'daki herhangi bir deprem hareketi mi bunu yüzeye fırlattı?»

Taşı koltuğunun altına aldı ve üsse doğru yola çıktı.

Kung-Sai, Vecdi'nin en yakın arkadaşıydı. Üs çevresinde radyasyon araştırması yaparken, kocaman bir kaya ile geldiğini görünce, birkaç sıçramada ona yetişti.

-Kayayı nereden buldun? diye sordu. Sesi, başlığın içindeki mikrofondan, Vecdi'nin alıcısına ulaşıyordu.

Vecdi:
-Şu tarafta, çukurluk bir yerdeydi! dedi. İlginç... değil mi? Desene, bizim koca uydu, bildiğimizden daha yaşlı! Belki, bilmediğimiz başka nedenler de bunu, bu şekle sokmuş olabilir... Volkanik patlama olmadan, yüzeydeki bir kaya ancak nükleer bir etki ile kristalleşir. Kesin konuşmak şu an için yersiz olur... Bakalım, üs laboratuarındakiler buna ne diyecekler?

Kristalleşmenin nedeni üzerinde iki fikir geçerliydi. Ya derinliklerden tabii bir patlama, bu kristal kayaları yüzeye fırlatmıştı; ya da yüzeyde nükleer bir deney yapılmıştı... Üs laboratuarı da gerçek neden üzerinde tereddüde düşünce, alınan örnek, dünyaya gönderildi.

ke_iif.jpg

İki gün sonra, kristal kayaların birkaç kilometre uzağında araştırma yapılıyordu. Kung-Sai, Vecdi'ye eşlik ediyordu. Üç saatlik bir çalışmadan sonra dinlenmek üzere oturmuşlardı. Konu evrenin kökeninden ve yaradılışından açılmış, tartışmaya dalmışlardı. Evrenin temel kuralı neydi? İnsanın evrene duyduğu hasret nereden geliyordu? Buna, neden gereksinme duyuluyordu?

Vecdi, elindeki çapanın sapı ile yumuşak ay tozlarını kurcalıyor, konuşurken yere birtakım şekiller çiziyordu. Bîrden yerde ufak bir delik açıldığım fark etti, şaşırdı... Eğildi, sopanın ucunu soktu. Ay tozları, deliğin içine anafor seklinde akmaya başlamışlardı.

Vecdi, büyük bir merak ve heyecanla deliği genişletmeye çalıştı. Kazmanın ağzı ile etrafını açmaya uğraşırken, zemin aniden çöktü. Kaçmaya fırsat bulamayan iki arkadaş, yoğun toz ve taşlarla birlikte, 1,5 m kadar derinlikte bir yere düştüler. Tozlar yatışana dek beklediler. Bir sahanlıkta duruyorlardı ve aşağıya, daha derinlere doğru bir merdiven iniyordu...

Birbirlerini yokladılar. Ufak tefek incinme dışında, rahatsızlıkları yoktu. Elbiseleri hasara uğramamıştı.

Merdivenden indiler... 22 basamak sonra, tabana ulaşmışlardı. Burada, hiçbir şey yoktu!..

Hayal kırıklığına uğramış, bir şey bulamamış olmanın üzüntüsüyle üsse döndüler. Başkan'a rapor verirken, suçlu gibi hissediyorlardı, kendilerini.

Başkan:
-Ne?!... diye hayretle bağırdı. Bir merdiven mi buldunuz?

Kung-Sai:
-Evet sadece bir merdiven... diye onu doğruladı. Başkaca önemli bir şey bulamadık:

-Daha ne bulmayı bekliyordunuz? diye yineledi Başkan. Mükemmel bir ay üssü mü? Canlılar mı? Merdivenin burada, Ay'da bulunması... Size bir şey anlatmıyor mu?

(1977, Sayı:13, Sayfa:7)


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com